Hatırlıyorum çocukluk günlerimi, pazenden bozma pijamalarla dolaşırdık sokaklarda. Paspal paspal ama bir o kadar mutlu. Yakınlardaki inşaatı hatırlıyorum önüne kum indirdiklerinde kumun içine elimizi sokup yaptığımız mağaraları hatırlıyorum. Sonra kendi yaptığımız mağaracıkların ertesi güne kalmasını heyecanla beklemeyi, çocukluk günleri işte, o zaman ne ise adı bilmem ama heyacan demek geldi içimden… Ertesi günlerimizde hep yıkılmış ve inşaatın içine katılmış mağarıcıklarımızı anımsıyorum biraz buruk biraz tebessümlü…
Sonra babamı hatırlıyorum biraz fazla yaramazlık yaptığımızda kızmasını, babadan duyduğum çabuk eve eşşek sıpası lafı ile salya sümük annemize koştuğumuzu hatırlıyorum, şefkatli ama şımartmayan sevişlerini hatırlıyorum… Salya sümüğe karşımış anneeeeeeeee anneeeeee diyee ağlayarak eve gidişlermizin masumluğunu,
Sonra arka bahçede rahat durmadığımı her gün bir yerlerimden kanlar akarak eve gelişimi, kimi zamanda sesimi uzaklardan duyarak koşup gelen annemin, düştüğüm elma ağacının yapraklarını kanayan yaralarıma basmasını. Değil elma yaprağı o şefkati ile zehri bile bassa iyi edeceğini anımsıyorum… Biraz tebessüm, biraz buruk, birazda kıymet bilmezliğimize kızarak ve hüzünlenerek
O zamanlardan başlıyor şefkate susamışlığımız, ve şefkat pınarının bizi dünyaya getirmiş olmasının güzelliği. Şefkat annelerde zamanla değişmiyor hiç, hep onların bebeği, hep onların salyalı sümüklü çoçukları olarak kalıyoruz. Ondandır ya kimi zaman onlara kızmalarımız oluyor, artık büyüdüm nidalarıyla…
Ama her zorlukta, sıkıntıda, acıda “ahh anam” çekiyoruz… Anaların şefkatlerini içimizde yer etmiş, ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar diyoruz..
Hep o şefkati arıyoruz, kimilerine nasip olan kimilerine nasip olmayan, Yüce Allah’ın herkese nasip etmesini dilediğim…
Arıyoruz da o şefkat şöyle dursun, acı, samimiyetsizlik ve vurdumduymazlıkları gördükce o çok değerli şefkatin anlamını kavrıyoruz… Ondandır, kimbilir, yaş ilerledikce “ah anam” nidalarımızın artması…
Şefkat ve bütünleyicisi merhameti bulanlardan, gösterenlerden, yaşayanlardan ve hissedenlerden olma temennisiyle….
Bulunca yitirmeyin olur mu ?
Berkant, Ankara, 23 Temmuz 2008. Çok geç olmayan ama geceyarsını geçmiş saatlerden….
Sphere: Related Content
1 Yorum »
Hangi Kategoride: Ana Sayfa, Yazılarım