Aslında… Yok diyorlar

Dön bir bak sesizce etrafına
Seni sen yapan o duyguyu hatırla…
Sahip olduğun herşeyin senden önce de
Bir sahibi vardı bunu unutma
Ayazda bir çocuk ağlıyor neyleyim
Şu kalbim taş değil ki, demir değil ki
Çekip gideyim…
Kalbindeki acıdan,
Tükenmiş genç adam (gencecik kız ağlayan)
Bak dinle tüm gerçeği,
Sana kısaca özetleyeyim…
Aslında yok gibi bazen
Ama var fazlasıyla
Gerçek sandığın bir çok şey de
Yalan aslında…
Aslında tüm bu olanlar bir saşırtmaca
Gerçek sandığın bir çok şey de
Yalan aslında
Yalan aslında herşey yalan aslında
Bu dünya sensiz de döner, döner unutma…

Gökhan Özen’den
Dinlemek için…

Sevgili Günlük

Artık sıkıldım, gecelerin sabaha varışını izlemekten, aklıma gelen şeylerin uykumu kaçırmasından… Belkide bugünüme kadar verdiğim geri dönüşü olmayan kararlardan…
Bilmem neden, aramaya devam….

Akıntıdaki…

[gallery=deneme]

Küçük Kızın İsmi…

the_beautiful_enigmatic_flower.jpg

Sabah 4 ve saatlerimin
Akrebi, sensizlikte gösteriyor saati…
Yelkovan, bi haber dönüp durur…
Sıyrılmaya çalışsam da,
Unutmaya ha keza,
Bedenimi ve zihnimi meşgul etsem de,
Seni bana getirmeyen herşeyle,
Senin yanında herşeyim yine…

Bilmem nedendir, bu sevgi, yada ismi herneyse
Bilmem nedendir, kaynağı belirsiz bu acı, acı çektiren isimsiz olsa bile…

Belirlenmiş yolların verdiği belkide…
Belirlenmiş, ikimizin adı olmadan,
Bana sorulmadan,
Sen demeden herşeyin olduğunu söylediğin hiçbirşeyi,

Neden sorusu yok,
Acı çekmek var belki,
Belki de sensizlik yok,
Sevdamı yalnız yaşamak var…

Belki biz yokuz ama,
Şarkılar çarptıkça kalp duvarlarıma,
Titreren yüreğimi;
Hasret yankıları var,

Belki sen yoksun ama,
Benim içimde büyüttüğüm küçük bir kıza verdiğim isim var…

Berkant, 03 Haziran 2007 04:00

Boşluğa Yazılan Yazı…

Kalem kağıda aşık olmuş bu eller.
Senin saçlarının arasına dolaşmak
Yerine.
Aşık olmuş bu kalem
Kağıtlara dokunan şiirlere.
Bitmekten usanmamış,
Yazmış aşkına doyasıya,
Belkide sonsuz bir dokunuş aramış,
Aramış dokunmayı, kağıdın ruhuna.

Usanmaz,
Kalem yazmaktan
Kağıtlar yazılmaktan..

Benim seni seni sevmem gibi,
Usanmayışım gibi hasretimi büyütmekten,
Usanmayışım gibi,
Yavaş yavaş biterken
Dokunamadan seni yazmak gibi…

Berkant, 3 Haziran 2007, Ankara 05:05

Neden Sorusu ?

Güzel yaklaşım:

Efsanevi Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS’den ölmekteydi.
Dünyanın her kösesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı.
Bunlardan bir tanesi söyle soruyordu:
“Neden Tanrı böyle kotu bir hastalık için seni seçti?”
Arthur Ashe buna su cevabi yazdı:
Tüm dünyada…
50 milyon çocuk tenis oynamaya baslar,
5 milyon tenis oynamayı öğrenir,
500,000 profesyonel tenisi öğrenir,
50,000 yarışmalara girer,
5,000 büyük turnuvalara erişir,
50′si Wimbledon’a kadar gelir,
4′u yarıfinale,
2′si finale kalır.
Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya “Neden ben?” diye hiç sormadım.
Ve bugün sancı çekerken, Tanrı’ya “Niye ben?” mi demeliyim?

Gene Sabaha Yaklaştık…

Bu gecelik yeter, süsleme püsleme….
Herkes yatagında rahatça uyuyor. Ne düşünce ne de bişi…
Uyu bakalım… Kavun ve karpuzu da hatırla.
Hoş okusanda anlamazsın değil mi ?  

Bir de fotoğrafları ekledik mi süper olcek ama… Bir de Türkçe olunca tamamen. Önce konstriksiyon, sonra rötüş…

Kadınları Anlamak ?

Bana gelen bir e-postadan, burayada eklemek istedim (Notlarımı da):  

Adamın biri bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumların içinden çıkarmış.

Dalgasına belki cin çıkar deyip ovalamış lambayı, gerçekten de cin cıkmış.

Adam çok sasırmış, cin başlamış konuşmaya: Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardın vs … Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu isten sıkılmaya başladım bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkin var demiş. (Berkantın notu: çıkınca niye geri girmiş acep )

Adam oturmuş ve bir sure duşunmuş ve her zaman Hawaii’ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok tutar. Benim için Hawaii’ye bir köprü yap böylece arabayla oraya gidebileyim demiş.

Cin gülmüş ve bu imkânsız. Bu isin lojistiğini duşun! Kilometrelerce uzunluğunda bir köprü olacak. Ayrıca köprünün ayakları nasıl Pasifik’in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini duşun, Hayır, başka bir dilek duşun” demiş. Adam tamam peki diyip  gerçekten güzel bir dilek düşünmeye başlamış.  (Berkantın notu: adam başka bişi bulamamış olsa gerek)

En sonunda, “Beş kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum…

Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini… Onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum…” demiş   (Berkantın notu: ve tarihi hatayı yapmış… Bence bunu bilmek gerekmez seninleyse sen kralsın o da kraliçe :) )

Cin cevap vermiş: Köprü iki şeritli mi olsun dört şeritli mi?  (Berkantın notu: Ben 8 şeridi tünelle geçerim… üstüne birde kaymaklı kadayıf )Ambiansı biraz bozdum galiba… ama kendimi tutamadım