Doğal Gülücük…

Bir arkadaşım göndermiş bana, doğal bir gülücük yada sahte belki ama ifade şekli iyi… Kuşlar gülümsemiş birlikte bize herşeye rağmen…

Karışmak bir gece vakti ansızın…

Karışırsınız geceleri, nedense hep gecelerde olur. Bir şarkı kimi zaman, kimi zaman bir sessizlik kimi zaman sebepsiz. Tedavisi yoktur beklemekten başka, hüzünlü bir kaç şarkı dinler dinginleşmeyi beklersiniz. Yada ben öyle yapıyorum.

….Uyuyalım artık.

Bir su damlası…

Bir su damlası bekledim..
Damlamasını istedim yağmasını değil,
Bir yağmur istedim,
Yağarken bir damlası yüreğime değen,
Bir Yürek istedim…
Yağmur damlalarıyla yıkanmış
Korumak istedim yüreğimi,
Yağmurları kara bulutlulardan.

Tansiyon…

Bugünlerde toplumda tansiyon yükseldi. Biraz önce evime doğru gelirken yapılan bazı protestolara denk geldim. Hepsi güzel hepsi de yapılması gerekli belki. İnsanlar içlerinde duydukları öfkeyi açığa vurmak istiyorlar. Bu duruma saygım sonsuz ancak bu hareketlerde de çok dikkatli olmak lazım. Kötü niyetli insanlara prim yaptırmamak lazım. Her toplum hareketi lehyte olabileceği gibi aleyte de kullanılabilir çünkü.

Bu durum bir günlük bir olay değil bir geçmişi var. Son olayla birlikte, bazı akımların yükşelişe geçtiği ve körüklendiği izlenimi var bende. Olması gereken körüklenerek değil mantık ve düşünce çerçevesinde bir yükşeliş olması hangi akım olursa olsun. Bu akımların en önemliside Ülke sevgisi ve gelişmeye olan zorlukları aşmaya yönelik olan inancımız olmalı; her hangi bir ad vermeden.

Biz millet olarak biraz çabuk etkilenen ve galeyana gelen bir yapıya sahibiz. Ancak içinde yaşadığımız yüzyılda herşey planlı ve her hareket kabul edilsin yada edilmesin birileri tarafından güdümlenebiliyor.  Son yapılan terör eyleminde bugüne kadar kullanılmayan bir yöntem kullanılıyor, ağır silahlar ortaya çıkıyor ve sonra dünyadan bazıları beklenen şekilde bazıları beklenmeyen şekilde yansımalar geliyor. Dolayısıyla iyi bir şekilde olayları süzüp, değerlendirmek ve Ülkemiz için en iyisinin ne olacağına karar vererek hareket etmek gerekiyor.

Çin İşkencesinde Yeni Yöntem…

Çinlilerin işkence yöntemlerinden bahsederler. Hatta Çin işkencesi yapma bana diye de bizi çok bunaltan insanlara söyleniriz. Çağımızda aslında hepimiz çin işkencesinin önemli aygıtlarından birini yanında taşıyoruz.

Çin işkencesinde: adamın kafatasında jiletle bir yeri yaralarlar ve damlayan su yaranın üstüne gelecek şekilde su damlayabilen bir hazneyi insanın kafasının üstüne koyarlar. Su tuzludur ve her su damladığında insana acı verir, birde kafatasında olunca siz düşünün artık. Su damlası ne zaman düşecek diye tahmin etmek, o acıyı ne zaman hissedeceğini beklemek en sonunda insanı çıldırtır(mış). Allah korusun bu durumlara düşmekten.

Şimdi işkence cebimizde. Hepimizin cebinde cep telefonu var, hatta bazılarımızda 2-3 tane.Telefonların işkence ile ne alakası var demeyin. İyi güzel haberler aldığımız kadar kötü yada sıkıntılı haberler alabiliyoruz. Yada en azından o stressle yaşayabiliyoruz. Ya çalarsa ya çalınca şöyle olursa, ya… . Hem umut oluyor ordan gelecek haberler hemde stres yaratıyor beklentiler.

Bize sürekli pompalanan, sms yetmez multi medya sms atın o da yetmez direkt video bağlanın biz para kazanalım şeklindeki kampanyalara rağmen cep telefonları her zaman “ooo sevgilim sana selam , bak sünnet ettirdik oğlanı, göstere amcalara” haberleri için kullanılmıyor.

Tam en mutlu anınızda patronunuz arayıp çabuk buraya gel diyebiliyor yada bir müşteriniz arayıp moralinizi bozacak cümleler kurabiliyor.(Örnekler arttırılabilir) Tabiki bu ihtimaller her zaman var cep telefonları olmasada başka yöntemlerle aynıları olabilir. Ama bu kadar hayatımızla iç içe bu kadar yakın değil. Şu an ceplerimizde mutlu haberler kadar sıkıntılı haberlere alabileceğimiz çalınca patlayacak bombalarla yaşıyoruz :) .

Hatta bende bir antipati oluştu bazen telefonum çalsada bakamıyorum orda öylece çalıyor. Belkide bir problem yok belkide herşey süt liman ama defalarca çalıyor telefon deli ediyor adamı… Hele birde çok önemliymiş gibi arandığınız konu kocaman bir “fos” çıkınca bu durumlarda tekrarlanınca defalarca tahammül kalmıyor.

Telefonları kaldırıp atamıyoruzda… Bu Çin işkencesiyle yaşamaya devam. 20. yy. bir parça daha stress ekliyor yaşama onlarla… Kolaylıkları yok mu? Var, o kadar da olsun.

Yoksa 15 defa araşmadan arkaşlarımızla 15 m2 alanda nası buluşacağız.. :) Yada sevgiliniz size ayrılık mesajlarını nası yollayacak…Yada benzerleri…

Suratınıza bakamayacak kadar yüreksizse insanlar nasıl söyleyecekler söyleyemediklerini..
Nerden nereye bağladım bende, konusu bile stress…
(Konu biraz değişti olağan yaklaşımlarıma bağlandı gene ama idare edin artık.)

Sayıları artan yüreksizler, sayıları artan stress makineleri, sayıları artan yalnızlar…

Stressiz günler, sevgiyle…

Yazık Bana…

Hayatta insanı başka düşüncelerle uğraşmasını engelleyecek bir işi olması. Nasrettin Hoca tabiriyle ayağını sıcak tutup başını serin kendisine de bir iş bulup derin derin düşünmemesi.

Adam bilmişl felsefeyi koymuş ortaya.  Bu gece ruhum gene karamsar bir havaya büründü. Ne yazacağımı bilemedim. İçimdekileri dökemedim. Belki de yeteneksiz bir adamım bu konuda… Yazık bane dedim… İçim cız etti… Tesellim yağmur oldu, kapalı hava oldu… Bulutların ağlaması oldu,benim yerime.

12 Şehit… Ocaklara Ateş Düştü…

Pazar sabahı uyandığımızda haberi almamızla hepimizin morallerinin bozulması aynı anda oldu.  Yorumlamalar yapılıyor, tartışılıyor. Diğer yandan da tüm bunların dışında ocaklara düşen ateş var. Anaların babaların yanan bağırları var. Ya benim evladım olsaydı seslerini duyar gibiyim. Her yönüyle tasvip edilecek bir durum değil….

Terörü lanetle kınıyorum keşke elimde daha fazlası gelebilse, ama maalesef derin bir konu ve bireysel olarak tepkimden başkası gelmiyor elimden. Allah rahmet eylesin onlara. Onlar sayesinde biz burada rahatız.

Benim hissettiğim ve algıladığım, maalesefki bu tarz eylemler başka büyük manevraların birer parçası. Herşey olabilir: bu tarz eylemlerle başka bir yöne ükeyi sürüklemek ve kendi hesaplarının bir parçası olarak galeyana getirmek, yükselmeye başlayan ekonomi egrimize sekte vurmak, bu coğrafyada huzuru bozup muhtemel rakibi olarak gördükleri  ülkemizin kan kaybetmesine yol açmak. Bunlar zaten konuşuluyor… Akıllı olmak ve iyi kararlar vermek lazım.  Allah vatanımıza milletimize zeval vermesin. Bir daha aynı acıları yaşatmasın.

Organize olalım :)

Bu aralar cep telefonlarım kulağıma yapıştı. Sürekli birşeyleri organize etmeye çalışıyorum. Bunların çoğu işimle ilgili olanlar ve işler yetişmiyor aksaklıklar cıkıyor. Zamanı yönetmek gerçekten zor iş. Bazen telefonla konuşurken veya ekrana bakarken artık konuşmalarım ve yazılarımın anlamsızlaştığını hissediyorum. Artık yeter diyorum dinleneyim biraz ama dinlenme moduna geçemeden yeni işler yada özel hayat aklıma geliyor. Burada teknolojiyi kullanıp beynim TV ile uyuşturuyorum ancak bundan sonra uyumak ve biraz olsun dinlebilmek mümkün oluyor. Bir de sabahları şöyle civa gibi yataktan fırlayabilsem süper olacak ama ona henüz ne teknolojik ne de başka bir yolla çözüm bulamadım. Geceleri sevmeye devam ve de az uyuma :)

Ama artık eskisi kadar genç değilim. Gençlik değerli hazine. Filan falan derken… Uçusa geçtim ben hadi gidip biraz uyuşturayım kafayı uyuyalım…

Her gece sabah…

İşler yoğunlaştı: her gece sabah ama yetişmiyor. Ne zaman dinleneceğiz. Yemek yemeyi bile unutmuşum. Bir koltukda… kaç karpuz acaba. ben yatıyorum artık.

İstiyorum Bir Bekleyiş Sonu olan

Bir şiir istiyorum bu gece,
Zorlamaları olmayan içinde,
Bir gece istiyorum bu gece bitmeden,
İçinde gece gibi bir gece olmayan…

Bir istek var içimde bu gece,
Ne istediğini bilmeyen…

Ne istediğimi bilmek istiyorum bu gece,
Ulaşılmazları olmayan…
Bu gece istiyorum yine…
Sabırsızlıklarım olmayan…

İstiyorum… İstemeden olanların , isteklerim olmasını…

:)

Berkant…