Değişim Zamanla….

 90′lı yıllar: hayal bile edemezdik bu hale geleceğini teknolojinin, ama kaldırmakta zorlandığımız teknolojik aletler vardı.

1990.JPG

Şimdilerde ise bizi kaldırmak için teknolojk bazı araçlara ihtiyaç var; 4 dingilli çelik halatlı vinç gibi :) Eskiden küçük çocuklar uzaktan kumandaydı. Oğlum hadi kanalları bir gez bakayım derdik :) Şimdilerde yat yerine elinide göbeğine koy, kumandanın tuşlarında dokun, yarın birgün seslede komut almaya başlayacak. O zaman parmağımız bile yorulmayacak. Ama nereye kadar :)

2008.JPG

Üretim…

9 kadının, 1 bebeği
1 ayda doğurabileceğini söyleyen kişiye
PROJE MÜDÜRÜ
denir.

1 bebeğin, 18
ayda ancak doğacağını söyleyen kişiye
ÜRETİM MÜDÜRÜ
denir.

Click to continue reading “Üretim…”

Aracım kilitli kaldıysa :)

İnternette şöyle bir şehir efsanesi gezer durur :)

EĞER UZAKTAN KUMANDALI ARAÇ ANAHTARINIZI ARACINIZDA KİLİTLİ UNUTURSANIZ:

Aracınızın yedek anahtarı başka birinde varsa, aradaki mesafe ne olursa olsun, o kişiyi cep telefonunuzla arayın. Aracınızın kapısına 25-30 cm uzakta cep telefonunuzu tutun, karşı taraf da yedek anahtarın açma düğmesine(cep telefonuna yakın bir mesafede tutarak) bassın. Kapınız açılacaktır. Not: Bagaj için de geçerlidir.

Geçenlerde bizim arkadaşlardan bir anlatıyordu. Arabanın etrafından dönen bir adam, elinde cep telefonu bir yandan “Alo, Aloo..” diyerek dolanıyor, bir yandan da telefonu arabanın sağına soluna yaklaştırıyor uzaklarştırıyor. Ama önemli alo alo demezse sistem çalışmayacak. Diğer bir grup arkadaşda daha uzakta mesafeden ellerinde araba anahtarı, bağırıyorlar açıldı mı açıldı mı ? Manzaraya mimar mühendis bir grup deneme yapıyorlar :) Ama eğlence lazım tabiki

Bu mail bana artık defelarca gelince yazayım dedim. Çok güldüm acaba uygulayıp sonuç alan var mı? Sizde deneyin :) Ben deniyemeyeceğim.

Ayrıca birşey daha var yazmışlar sonuna “Bagaj için de geçerlidir” burası daha da komik :) Çok güldüm.

Bana eski bir hikayeyi hatırlattı: Cine5 şifreli olduğu dönemlerde şifre çözmek için anormal bir yönten diye herkes birbirine anlatıyordu :) Bir gün bir baktım benim bekar evinde birlikte kaldığım arkadaşım, eline deodarantımı almış birde banyodaki aynayı sökmüş :) uykudan uyandım odama girilince deodarant için :) “Ne yapıyosun” dedim uykulu uykulu abi dedi cine5 in şifresini çözüyormuş dedi böyle :) Ayna ve deodarant

“Haydaaaa” dedim “Nasıl?” Şimdi dedi aynaya deodarantı sıkacağız her tarafı buğulanacak “Eeee” dedim. Sonrada bu aynayı TV’nin karşısına 45 derece ile koyacağız cam gibi izleyeceğiz.

Eğlendirdi beni :) deodarantımın boşalmış hali ve elinde ayna ile cine5 karşısında aynayla dolanan o tip hatırladıkca çok gülüyorum.

Evet kapıları açmaya, cine5 çözmeye extrem yöntemlerle devam edelim. Hem hırsızlar böyle cep telefonu anahtar filan hiç ihtiyaç duymuyorlar 5 dk. da tamam:)

AVRUPA BİRLİĞİ-2050…

Yıl 2050. AB Komisyonu Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye
heyecanla girer:

—Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB’ye alacak
mıyız?
AB Başkanı:
—Yok, canım, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye İngilizce konuşacak,
Türkçeyi yasaklıyorum.

Click to continue reading “AVRUPA BİRLİĞİ-2050…”

Dürümcünün reklamı

Dürümcünün reklamı, bazı kısımları özellikle hoşuma gitti, eklemeler yapacağım :) ama her zamanki gibi…

Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için diş mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta goturen dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitnesi ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Cinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir irk haline getirmektir.

Click to continue reading “Dürümcünün reklamı”

Süper Güldüm.. Memurmusun…

‘ABD, İngiliz ve Türk maliye bakanları bir araya gelmiş. Kamu çalışanlarının durumlarını görüşmektedirler. ABD Maliye Bakanı der ki: Bizim araştırmalarımıza göre kamu görevlilerimizin bir aylık geçimi için 1000 dolar gerekiyor. Biz onlara 1500 dolar veriyoruz. Bunun 1000 dolarını çeşitli ihtiyaçlarına harcıyorlar, 500 dolarını nereye harcıyorlar bilemiyoruz.

İngiliz Maliye Bakanı sözü alır: Bizim araştırmalarımıza göre kamu görevlilerimizin bir aylık asgari geçim endeksi 1000 Sterlin. Biz çalışanlarımıza 1400 Sterlin veriyoruz. 1000 Sterlin’ini çeşitli ihtiyaçlarına harcıyorlar. 400′ünü ne yapıyorlar bilmiyoruz.

B izim Maliye Bakanı sözü alır: Bizim kamu çalışanlarının asgari bir aylık geçimi için 1000 YTL gerekiyor. Biz 500 YTL veriyoruz. Gerisini nereden buluyorlar bilemiyoruz.’

Hindi.. Muzik…

Bakınız ne cevherler var. Hİndi müziği eğlenceli bir müzik arada kliplerini uydudan izlerim ben bu da onların müziğine değişik bir hava katmış :) Sözlerini anlamasamda eglendirici… Hep hüzün olmaz ki hayatta arada gülmekte lazım.

[youtube R8Ow4ignxn0]

Nası Pöyle Bişi Yaparsın :)

:) Ben güldüm belki sizde gülersiniz.

Ekonomik kriz yüzünden büyük para problemi olan Temel, çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.

Şehrin büyük bir parkında çocuğun birini gözüne kestirmiş.

Önce bir not yazmış: Çocuğinu kaçurdum. Bunu yaptuğum içun üzgünum ama kusura pakma çünki gerçekten paraya ihtiyacum var.
Yarin sabah saat 7′de parktaki filanca ağacin altina bir siyah çantada 5 milyar getur.

Click to continue reading “Nası Pöyle Bişi Yaparsın :)

İnsan Yaşayacak Klozet…

Haberi okuyunca hoppalaaaa dedim :) Bi bu eksikti… İyice koptuk bence… Bilmiyorumda ben bu haberi okurken koptum. Ama amaç güzel.

Tasarımcı Koki-woong tarafından yapılan, klozet şeklindeki ev, Güney Kore’nin başşehri Seul’ün 40 kilometre güneyindeki Suwon’da yer alıyor. 11 Kasım’da tamamlanmış olacak evin sahibi ise Dünya Tuvalet Birliği aktivisti, Güney Koreli Sim Jae-Duck. Dünya Tuvaletler Birliği, Dünya’da tuvalet temizliği ve arıtma meselesi konusunda mücâdele ediyor.

Tedavi.. Biz farkında değilsek onlar farkında..

Biraz yaşlıca bir kadın doktora gider:

“Doktor bey” der “gaz sorunum var ancak cok şikayetçi de sayılmam.
Gaz çıkardığım zaman ne ses çıkıyor ne de kötü kokuyor. Ayrıca
geldiğimden beri en az yirmi kez gaz çıkardım ama siz farkına bile varmadınız.”
Doktor “şu hapları alın bir hafta sonra sizi tekrar göreyim” der.

Bir hafta sonra yaşlı kadın kontrole gelir.
“Doktor bey bana ne halt verdiniz bilmiyorum” der, “Gaz çıkardığım
zaman hala ses çıkmıyor ama müthiş kötü kokmaya başladı.”

“Çok iyi” der doktor, “Sinüsleriniz düzelmiş, şimdi sıra kulaklara
geldi.”