Kalp Atışları…
Dünyaya geldiğimizden beri, hatta dünyaya gelmeden atmaya başlar kalp. Dünyada başına geleceklerden habersizdir. Ne gibi sıkıntılarla karşılacak, kalbini hangi işler için yoracak. Neden kalp diyorum çünkü sadece kan pompalamak için yaratılmamıştır kalbimiz. Belkide tıp diğer bazı özelliklerini ortaya koyamadı, ama her fırsatta ağzımızdan çıkar: Kalp yarası, kalp ağrısı, kalbim sızladı, kalpsiz, iyi kalpli gibi sözler.
Demek ki kalbimiz vucudumuza kan pompalamanın haricinde bir görev daha üstlemiştir. Kalbimiz bizi ortaya koyan gerçeklerimizden önemli bir parçadır. Tıbbi olarakda istinai olarak yaratılmıştır: vucudumuzdaki bütün istemsiz (bizim isteğimize bağlı olmadan çalışan) kaslar (midemizdeki kaslar gibi) beyaz kas iken kalbimiz kırmızı kas (kolumuzdaki kaslar gibi) dokusu ile yaratılmıştır, güçlüdür dokusu ama istemsiz olarak çalışır . Dünyadaki meşakkatlere dayanmak, çok çalışmak için güçlü olmak zorundadır.
Atmaya başlar, ve ölüm gelip bizi alana kadar atar, farkında olsak da olmasakda. Kalbimiz iyi amaçlar için atarsa, kendini iyi hisseder. kötülük için atarsa kötü. Bu benim yorumun tabiki. Yaşam tarzı olarak farklı bir yol seçenler olabilir, çeşitli şekillerle. Seçme şansı, bedeni, kalbi, ruhu ve aklı olan biz insanlara aittir.
Vicdan da diyebiliriz belki kötülük ve iyilik yaparken kalbimizin dolayısıyla bizim hissettiÄŸimiz bu duyguya. İyilik için atan yürekler temizler kendini ve temiz kalır, kötülük için attıkça ve izin verdikce kendimize, yaptığımız kötülükler için üzerine kara lekeler gelir… İnatla ısrarla bu davranışlarımıza devam edersek eÄŸer bu kara noktalar kalbin tümünü kaplar ve artık kötüdür kalp. Simsiyahtır. HissisleÅŸir gördüklerine karşı, duyduklarına, yaÅŸadıklarına karşı.
Derin bir terminoloji çizmek ne haddime kötülük ve iyilik hakkında, herkesini iyi ve kötü anlayışı baÅŸka. Bu anlayışı da temel bir biçimde insanların belirlemesi söz konusu bile olamaz, tabiki yine bence. Ama güçlü bir ÅŸekilde inandığım ise: Sadece bizi Yaratan’ın bu konuda önümüzü aydınlatabileceÄŸidir. İnsanlar kabul etmesede ÅŸu içinde yaÅŸadığımız dünyada bizim öğretilerimiz kaynağını burdan alır. Hangi ideoloji olursa olsun. Düşünün %99 hırsızların yaÅŸadığı bir dünyada hırsızlık yapmayanlar “kötü”dür kimbilir. Ama ÅŸu an genel kabul gören kavram daha farklıdır ve o da kaynağını yaratılış fıtratımızdan ve bize gönderilenden gelmektedir.
Kötülük yapanlar yaptıklarının kötü olduÄŸunu bilsede buna karşı kendilerine birer kılıf bulurlar. Åžeytan bu noktada devreye girer herkese bir bahane bulmasında yardım eder. Kimi zaman gerçekten kötülüğe teÅŸvik eder, zaafiyetlerinden yararlarnır insanların korumaya alamadıysak kendimizi. Kimi zaman kiÅŸinin kendisine yapılan haksızlıklarını kullanarak olur :”buna hakkın var sanada şöyle olmuÅŸtu” ÅŸeklinde, kimi zaman isyanlarından yararlanır benliÄŸimizin, kimi zamansa Allah affeder diyerek.
Kalpler kirlenir, kirlenenler diÄŸerlerini kirletmek için uÄŸraşır. Kalpler yorulur bu devirde bence. Belki tıbben ilgisiz bir durumdur ama yediklerimiz/içtiklerimiz ve yaÅŸam tarzımın bedenimize ve kalbimize yaptığı eziyetin yanında önemli bir etken daha var. YaÅŸam tarzımızın “kalbimize” yaptığı duygusal eziyetler.
Kendimize eziyet etmeyenlerden olma temennisi ile…
Berkant.
Sphere: Related ContentHangi Kategoride: Yazılarım
Yorumlamak ister misiniz ?
Yorum yapmak icin siteye giris yapmak gerekli