52 views

Erkekler, ‘kadınsılaÅŸtı’; kadınlar erkekleÅŸiyor…

Bu haber ilgimi çekti, çünkü uzun süredir bende benzer bir ÅŸeyi savunmaktayım. Ben ortalıkta erkek gibi “erkek” kadın gibi “kadın” kalmadı diyordum. 21. y.y. beslenme ve yaÅŸam tarzı alışkanlıklarımız maalesef insanları olumsuz olarak etkilemeye devam ediyor. Bunlardan en öenmlisi de bu olsa gerek. Çünkü dünyada göçebe varlıklar olan insanoÄŸlunun, dünyanın kullanıcısı olan insanoÄŸlunun iki temel öğesi “kadın” ve “erkek”. Bu iki temel öğenin yapısal özelliklerindeki deÄŸiÅŸimler dünyayı ve üzerinde yaÅŸayan tüm insan ırkını etkileyecek. Bununla ilgili bir çok benzer haber de duyuyoruz. Üreme oranlarının düşmesi gibi. Yani artık neslin sürmesi bile tehlikeye doÄŸru gidiyor. En azından saÄŸlıklı bir nesil diyelim. Allah sonumuzu hayretsin.

Hayvanlara verilen hormonlar, insanları vurdu! Erkekler, ‘kadınsılaÅŸtı’; kadınlar erkekleÅŸiyor:

İZMİR -AA- Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk SaÄŸlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fethi DoÄŸan, hayvanlarda geliÅŸmeyi hızlandırıcı, et ve süt miktarını arttırıcı etkiye sahip hormonların karşı cinsin özelliklerinin görülmesine yol açtığını söyledi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk SaÄŸlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Fethi DoÄŸan, “Testesteron ve trenbolon asetat gibi androjenik hormonla beslenen hayvanları yiyen kadınlarda erkekleÅŸme ve adet düzensizliklerinin geliÅŸtiÄŸini, östrojenik hormon kalıntılarının kızları erken ergenliÄŸe ulaÅŸtırdığı ve göğüs kanseri riskini arttırdığını, erkeklerde ise östrojenli hormon alan hayvan eti yemekle kadınsılaÅŸma, iktidarsızlık belirtileri görüldüğünü anlattı.

Kullanılan hormonlar arasında en yaygın olanların steroid ve androjenik hormonlar olduÄŸunu açıklayan Prof.Dr. DoÄŸan, “Bu hormonların sığır ve koyunlarda, kanatlılar ve hatta kültür balıkçılığında kaçak olarak ve çok yaygınca kullanıldığı bilinmektedir. Yakın zamana kadar ABD’de kullanımlarına sınırlı miktarda izin verilmekte olan ve ÅŸimdilerde yasaklanan bu maddelere AB’de ise çok uzun yıllardan beri kesinlikle izin verilmemektedir” dedi. EÄŸer hormon uygulanmışsa hayvanların kesim tarihinden belirli süre önce bu hormonların uygulanmasının mutlaka durdurulması gerektiÄŸini açıklayan Prof.Dr. DoÄŸan, sözlerine şöyle devam etti: “Bu süre, zeranol için 70 gün, trenbolon asetat için 65 gün, testesteron, progesteron ve östrojen için 60 gün geçtikten sonradır.”

Bu sebeple bu tür hormonların tavuk, hindi, ördek gibi kısa ömürlü hayvanlarda kullanımının kesinlikle yasak olduÄŸunu anlatan DoÄŸan, şöyle konuÅŸtu: “Sığır ve koyunlarda kullanımı ise ABD’de ve AB’de izinsiz olup kullanılması halinde kesimden önceki hormonu terk sürelerine mutlaka uyulması istenmekte ve hayvandaki kalıntısının Dünya SaÄŸlık TeÅŸkilâtı (DST) tarafından belirlenen maksimum kalıntı sınırını geçmemesi istenmektedir. Anabolik ajanların hayvandaki kalıntı miktarları laboratuvarda belirlenebilir. Ancak, steroid hormonlarından östrojen, testesteron ve progesteron’un cinsiyet hormonu olmaları sebebiyle tespitleri zor olup, hayvanın kendine ait olanla karışacağı için anlaşılamamakta, zeranol, trenbolon, asetas ve melengestrol gibi diÄŸer hormonların kalıntıları ise laboratuvarda kesin olarak belirlenebilmektedir.” .

Steroid hormonların hayvanın kulak derisi altına yerleÅŸtirilen bir aparat ile hayvana verildiÄŸini belirten DoÄŸan, androjenik hormonların ise hayvanın yemine karıştırıldığını söyledi. Uygulanan hayvanlarda ağırlığı yüzde 15-25 düzeyinde kısa sürede arttıran bu hormonların Kurban Bayramı arefesinde Ankara’da hayvanlara bolca uygulandığı, Konya’da ise depolar dolusu yakalandığı haberlerinin basına yansıdığını açıklayan DoÄŸan, “1992′de ülkemizde ithali yasaklanmış olmasına raÄŸmen piyasada bol bulunuyor ve kulak arkasına aparat uygulamak dahi yapılmadan doÄŸrudan kulak arkası injeksiyon yapıldığı gözlenebiliyor.Ülkemizde 2005 tarihli bir tebliÄŸle Yem YönetmeliÄŸi’nde her türlü hormon ve hormon benzeri maddeler hayvan besiciliÄŸinde yasaklanmıştır. İlgili yönetmeliÄŸe göre, ‘Bakanlık halk saÄŸlığını korumak amacıyla tebliÄŸle yasaklanmış maddelerin kalıntılarını arayıcı yönde kontroller yapar’ denmektedir. Ancak burada düzeyli bir ceza ve caydırıcılık da mevcut deÄŸil” diye konuÅŸtu. Ankara, İstanbul ve İzmir dışında kontrol laboratuvarlarının mevcut olmadığını anlatan DoÄŸan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu illerde de hayvanlardan analiz için nümûne alıp; inceleme çalışması baÅŸlatılmamıştır. Mevzuat düzenlemesi de zaten AB’nin ilgili komisyon kararına uymak gerektiÄŸi için gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir. Ülke çapında laboratuvarların yaygınlaÅŸması, veteriner hekimlerin hayvan çiftliklerine yönlendirilip örnek toplamalarının saÄŸlanması gerekmektedir.” .

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Sphere: Related Content

Yorumlamak ister misiniz ?

Yorum yapmak icin siteye giris yapmak gerekli