Erkekler, ‘kadınsılaştı’; kadınlar erkekleşiyor…
Bu haber ilgimi çekti, çünkü uzun süredir bende benzer bir şeyi savunmaktayım. Ben ortalıkta erkek gibi “erkek” kadın gibi “kadın” kalmadı diyordum. 21. y.y. beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıklarımız maalesef insanları olumsuz olarak etkilemeye devam ediyor. Bunlardan en öenmlisi de bu olsa gerek. Çünkü dünyada göçebe varlıklar olan insanoğlunun, dünyanın kullanıcısı olan insanoğlunun iki temel öğesi “kadın” ve “erkek”. Bu iki temel öğenin yapısal özelliklerindeki değişimler dünyayı ve üzerinde yaşayan tüm insan ırkını etkileyecek. Bununla ilgili bir çok benzer haber de duyuyoruz. Üreme oranlarının düşmesi gibi. Yani artık neslin sürmesi bile tehlikeye doğru gidiyor. En azından sağlıklı bir nesil diyelim. Allah sonumuzu hayretsin.
Hayvanlara verilen hormonlar, insanları vurdu! Erkekler, ‘kadınsılaştı’; kadınlar erkekleşiyor:
İZMİR -AA- Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fethi Doğan, hayvanlarda gelişmeyi hızlandırıcı, et ve süt miktarını arttırıcı etkiye sahip hormonların karşı cinsin özelliklerinin görülmesine yol açtığını söyledi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Fethi Doğan, “Testesteron ve trenbolon asetat gibi androjenik hormonla beslenen hayvanları yiyen kadınlarda erkekleşme ve adet düzensizliklerinin geliştiğini, östrojenik hormon kalıntılarının kızları erken ergenliğe ulaştırdığı ve göğüs kanseri riskini arttırdığını, erkeklerde ise östrojenli hormon alan hayvan eti yemekle kadınsılaşma, iktidarsızlık belirtileri görüldüğünü anlattı.
Kullanılan hormonlar arasında en yaygın olanların steroid ve androjenik hormonlar olduğunu açıklayan Prof.Dr. Doğan, “Bu hormonların sığır ve koyunlarda, kanatlılar ve hatta kültür balıkçılığında kaçak olarak ve çok yaygınca kullanıldığı bilinmektedir. Yakın zamana kadar ABD’de kullanımlarına sınırlı miktarda izin verilmekte olan ve şimdilerde yasaklanan bu maddelere AB’de ise çok uzun yıllardan beri kesinlikle izin verilmemektedir” dedi. Eğer hormon uygulanmışsa hayvanların kesim tarihinden belirli süre önce bu hormonların uygulanmasının mutlaka durdurulması gerektiğini açıklayan Prof.Dr. Doğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bu süre, zeranol için 70 gün, trenbolon asetat için 65 gün, testesteron, progesteron ve östrojen için 60 gün geçtikten sonradır.”
Bu sebeple bu tür hormonların tavuk, hindi, ördek gibi kısa ömürlü hayvanlarda kullanımının kesinlikle yasak olduğunu anlatan Doğan, şöyle konuştu: “Sığır ve koyunlarda kullanımı ise ABD’de ve AB’de izinsiz olup kullanılması halinde kesimden önceki hormonu terk sürelerine mutlaka uyulması istenmekte ve hayvandaki kalıntısının Dünya Sağlık Teşkilâtı (DST) tarafından belirlenen maksimum kalıntı sınırını geçmemesi istenmektedir. Anabolik ajanların hayvandaki kalıntı miktarları laboratuvarda belirlenebilir. Ancak, steroid hormonlarından östrojen, testesteron ve progesteron’un cinsiyet hormonu olmaları sebebiyle tespitleri zor olup, hayvanın kendine ait olanla karışacağı için anlaşılamamakta, zeranol, trenbolon, asetas ve melengestrol gibi diğer hormonların kalıntıları ise laboratuvarda kesin olarak belirlenebilmektedir.” .
Steroid hormonların hayvanın kulak derisi altına yerleştirilen bir aparat ile hayvana verildiğini belirten Doğan, androjenik hormonların ise hayvanın yemine karıştırıldığını söyledi. Uygulanan hayvanlarda ağırlığı yüzde 15-25 düzeyinde kısa sürede arttıran bu hormonların Kurban Bayramı arefesinde Ankara’da hayvanlara bolca uygulandığı, Konya’da ise depolar dolusu yakalandığı haberlerinin basına yansıdığını açıklayan Doğan, “1992′de ülkemizde ithali yasaklanmış olmasına rağmen piyasada bol bulunuyor ve kulak arkasına aparat uygulamak dahi yapılmadan doğrudan kulak arkası injeksiyon yapıldığı gözlenebiliyor.Ülkemizde 2005 tarihli bir tebliğle Yem Yönetmeliği’nde her türlü hormon ve hormon benzeri maddeler hayvan besiciliğinde yasaklanmıştır. İlgili yönetmeliğe göre, ‘Bakanlık halk sağlığını korumak amacıyla tebliğle yasaklanmış maddelerin kalıntılarını arayıcı yönde kontroller yapar’ denmektedir. Ancak burada düzeyli bir ceza ve caydırıcılık da mevcut değil” diye konuştu. Ankara, İstanbul ve İzmir dışında kontrol laboratuvarlarının mevcut olmadığını anlatan Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu illerde de hayvanlardan analiz için nümûne alıp; inceleme çalışması başlatılmamıştır. Mevzuat düzenlemesi de zaten AB’nin ilgili komisyon kararına uymak gerektiği için gerçekleştirilmiştir. Ülke çapında laboratuvarların yaygınlaşması, veteriner hekimlerin hayvan çiftliklerine yönlendirilip örnek toplamalarının sağlanması gerekmektedir.” .
Hangi Kategoride: İlgilendiğim Haberler
Yorumlamak ister misiniz ?
Yorum yapmak icin siteye giris yapmak gerekli