SİYAH…
Güzel bir kompozisyon yazmış Münevver Kardeşimiz. Bende kendi çapımda destek olmak istedim.
SİYAH
Siyah, sonsuzluk, bitmek bilmeyen bir boşluk. Ne alı bilirsiniz, ne pembeyi. Kara bir boşlukta başlayan hayat, bu sonsuzlukta bitecektir sanki.
Yaşamak her saniye ölmek gibidir. Bu zifiri karanlıkta kaderin elinden tutup savrulup gitmektir. Hani kuma iki kelime yazarsınız ya onu denizin acımasız dalgaları yok eder. İşte öyle bir duygu…
Karanlıkta yalnızlık; tek ağaçlı bahçe gibidir kimi zaman, kimi zaman da kemik gibi ne yanınıza dönseniz batar.
Kör olmak bir engel midir yaşamak için? Hayatı bir daire kabul edip onun etrafında dönüp durmak mıdır; yoksa hiç yol katetmeden yerinde saymak mı?
Marifet sahip olduklarımızda değil, sahip olduklarımızı ne kadarını kullanabildiğimizde. Herkesin dünyayı gören bir çift gözü var. Ama kaçımız o gözlerin hakkını verebilmekte? Gözü olup da burnunun ucunu göremeyenlere ne demeli? Duyup da etrafında olup bitenlere duyarsız kalanlara ne buyrulur?
Fiziksel engel, sosyal engeli oluşturmamalı. Önemli olan zoru başarmaktır. Aşık Veysel de görmüyordu; ama büyük bir halk ozanı olmuştu. Edison işitme, Shakspeare bedensel, Churchill konuşma engelliydi. Peki engeli olmayıp da bu dünyaya bir eser bırakmamış olanlar, onların mazereti neydi?
Engelsiz olmak da bir engel oluşturabilir. Hayat size göz, kulak, el, ayak vermişse hayattan da bir beklentiniz kalmamıştır. Aşmanız gereken bir engel yoktur. Belki de tek engel sizsinizdir. Sizin her şeyiniz vardır; fakat hayalleriniz, umutlarınız, beklentileriniz ya da bunları gerçekleştirebilecek cesaretiniz yoktur.
Engeli olanın hiçbir şeyi yoktur görünürde, engelini aşmaktan başka. Hayat altın bir tepsi içinde sunulmaz herkese. Bazıları bir- sıfır yenik başlar hayata. Ama maç doksan dakikadır ve kimin galip geleceğini kestiremezsiniz. Hayatı gelişigüzel yaşamamakta, ona tat katmakta, lezzet vermekte bütün mesele. Herkes yemek yapar; ama aynı lezzette değil, herkes yaşar; ama aynı güzellikte değil. Hayata asıl anlam katan insanın kendisi değil midir?
İstemek, bunun için de çaba göstermek gerek. Çünkü emeksiz yemek olmaz. Armut pişip de ağzınıza düşmez. Sosyal yaşam içinde bir birey olarak “ben de varım” demek istiyorsak şikayet etmeyi bir kenara bırakıp bardağın dolu tarafını görmeliyiz. Kendimizle barışıp engelleri aşmayı seçmeliyiz. Kulağı duymayıp da beste yapmak ne kadar şaşırtıcıdır. Gözü görmediği halde kitap yazmak…
Uzun ince bu yolda gece gündüz yürümek… Yedi rengi, gökyüzünü, yeni açmış bir gül goncasını sevmek…Hayata burun kıvırmamak, verdikleriyle yetinmeyi bilmek, vermedikleri için hesap sormamak… Payına düşeni yaşamak…
Bazen sokakta yürürken bir insan görürüz. Dönüp dönüp tekrar tekrar bakarız. Onu diğerlerinden bir farkı vardır. Acırız, üzülürüz onun için. Belki de şükrederiz halimize. Engelli bir vatandaştır o. Evine kapanıp kalmak yerine o bakışlara kafa tutmayı seçmiştir. Bir medeni cesaret sergilemekte ve ona destek olunmasını beklemektedir. Destek kelime anlamıyla dayanak olmak. Görmüyorsa elinden tutmak, düşmüşse kaldırmak gerek. Onları anlamaya çalışmak, ilgi göstermek belki de en büyük destek olacaktır. Her insan önce insan olduğu için değerlidir.
Bugün engeliniz yok ; ama yarın olmayacağının da bir garantisi yok. Bu bilinçle manevi desteğin verilmesi insan olmanın gereğidir. Önemli olan duygu engelli olmamaktır.
Kim kıskanırsa kördür, kim nefret ederse sağırdır, kim kızarsa topaldır. Yalnızca kim severse onun her şeyi tamdır.
MÜNEVVER ÖZGÜ
A9/B 105
2007-2008 EĞİTİM- ÖĞRETİM YILI Y-G21 ENGELLİLER ÇALIŞMA GRUBU TARAFINDAN DÜZENLENEN”FİZİKSEL ENGEL SOSYAL ENGELİ OLUŞTURUR MU? BEN ENGELLERİ AŞMAYI SEÇTİM. SEN NASIL DESTEK OLABİLİRSİN?” KONULU KOMPOZİSYON YARIŞMASINDA İZMİR İL BİRİNCİSİ OLAN ESERDİR.
Hangi Kategoride: Alıntılarım
Yorumlamak ister misiniz ?
Yorum yapmak icin siteye giris yapmak gerekli