Özlediğim…

Eski günleri özlemek vardır hani, nostalji derler, ah çekmek derler. Tanımlanır farklı şekillerde. Bugün bende eskiyi özlediğimi fark ettim. Ama yaşamadığım bir eskilikti belkide.

Benim için artık geç kalınmış bir özlem bu. Çoktan ögrenmişiz ve içimize işlemiş yaşadıklarımız.

Ama ben,  sıvı sabun kutusunun butonuna basmayı bilmemek istedim, musluğun başını çevirmeyi bilmemek istedim, asansörü görünce anlamsız gelmesini, klavye, ekran yada pc nedir bilmemek istedim.

Çok geçti, sürekli akan çeşmelerden su içmek için, kille ellerimizi yıkamak, kirlenmemişliklerin fazla olduğu yerleri bulmak için çok geçti.

….

Bana bir öpücük verdi…

Eskilerden kalmış bir yerlerde yarım :) Devamı gelmemiş her zamanki gibi. Sene 2000 sanırsam.

Bana bir öpücük verdi, sabahın o henüz kör vaktinde uğurlarken beni.

-Nereye gidiyorsun? dedi.

O an hiçbir şey söylemeyecektim, boşuna bekliyordu. Elinde tuttuğu bir dizi CD arşivini, elinden alıp arka koltuğa yığarken, ona..:

-Beni unut, dönmeyeceğim dedim…
-Hayır, seni unutamam. Gitme! dedi…

Eğer insanlar bir şeyleri bitiremezseler, başka şeylere başlayamazlardı bana göre…

Arabama bindim ve bir süre önce koltuğun üzerine bıraktığı, “Ünlü Mavi Yağmurluğu” gördüm. Arabayla ortadan yok olmaya hazırlanırken, camımın önünde duran uzun boylu bu güzel kızın eline tutuşturdum bunu…

Ve kayıplara karıştım….