Çin İşkencesinde Yeni Yöntem…
Çinlilerin işkence yöntemlerinden bahsederler. Hatta Çin işkencesi yapma bana diye de bizi çok bunaltan insanlara söyleniriz. Çağımızda aslında hepimiz çin işkencesinin önemli aygıtlarından birini yanında taşıyoruz.
Çin işkencesinde: adamın kafatasında jiletle bir yeri yaralarlar ve damlayan su yaranın üstüne gelecek şekilde su damlayabilen bir hazneyi insanın kafasının üstüne koyarlar. Su tuzludur ve her su damladığında insana acı verir, birde kafatasında olunca siz düşünün artık. Su damlası ne zaman düşecek diye tahmin etmek, o acıyı ne zaman hissedeceğini beklemek en sonunda insanı çıldırtır(mış). Allah korusun bu durumlara düşmekten.
Şimdi işkence cebimizde. Hepimizin cebinde cep telefonu var, hatta bazılarımızda 2-3 tane.Telefonların işkence ile ne alakası var demeyin. İyi güzel haberler aldığımız kadar kötü yada sıkıntılı haberler alabiliyoruz. Yada en azından o stressle yaşayabiliyoruz. Ya çalarsa ya çalınca şöyle olursa, ya… . Hem umut oluyor ordan gelecek haberler hemde stres yaratıyor beklentiler.
Bize sürekli pompalanan, sms yetmez multi medya sms atın o da yetmez direkt video bağlanın biz para kazanalım şeklindeki kampanyalara rağmen cep telefonları her zaman “ooo sevgilim sana selam , bak sünnet ettirdik oğlanı, göstere amcalara” haberleri için kullanılmıyor.
Tam en mutlu anınızda patronunuz arayıp çabuk buraya gel diyebiliyor yada bir müşteriniz arayıp moralinizi bozacak cümleler kurabiliyor.(Örnekler arttırılabilir) Tabiki bu ihtimaller her zaman var cep telefonları olmasada başka yöntemlerle aynıları olabilir. Ama bu kadar hayatımızla iç içe bu kadar yakın değil. Şu an ceplerimizde mutlu haberler kadar sıkıntılı haberlere alabileceğimiz çalınca patlayacak bombalarla yaşıyoruz
.
Hatta bende bir antipati oluştu bazen telefonum çalsada bakamıyorum orda öylece çalıyor. Belkide bir problem yok belkide herşey süt liman ama defalarca çalıyor telefon deli ediyor adamı… Hele birde çok önemliymiş gibi arandığınız konu kocaman bir “fos” çıkınca bu durumlarda tekrarlanınca defalarca tahammül kalmıyor.
Telefonları kaldırıp atamıyoruzda… Bu Çin işkencesiyle yaşamaya devam. 20. yy. bir parça daha stress ekliyor yaşama onlarla… Kolaylıkları yok mu? Var, o kadar da olsun.
Yoksa 15 defa araşmadan arkaşlarımızla 15 m2 alanda nası buluşacağız..
Yada sevgiliniz size ayrılık mesajlarını nası yollayacak…Yada benzerleri…
Suratınıza bakamayacak kadar yüreksizse insanlar nasıl söyleyecekler söyleyemediklerini..
Nerden nereye bağladım bende, konusu bile stress…
(Konu biraz değişti olağan yaklaşımlarıma bağlandı gene ama idare edin artık.)
Sayıları artan yüreksizler, sayıları artan stress makineleri, sayıları artan yalnızlar…
Stressiz günler, sevgiyle…
No Comments »
Filed under: Ana Sayfa