Arşiv

Eylül 2008

3 yazı

Sendromania…

Hayat deli bir nehir gibi akıp giderken, sahipleniyoruz kendi kendimize sendromlarımızı. Ama güzel bir söz var geçenlerde ögrendiğim. “Kader son sözü söylediğinde bütün diller susar” . Bu sözü okuma hikayem bile saatler sürecek felsefe tarzı yazılar yazdırabilir. Ama zaman geçiyor.Vakit yok kaybedecek… Diller sustuğunda bir…

Devamını oku →

Üzüntü…

Üzüntüler hayatımızın vazgeçilmez birer parçası olmuş. Onlardan kurtulmak için ne kadar hızlı koşarsak koşalım kaçamıyoruz. Kemik görmüş aç köpekler gibi peşimizden koşuyorlar. İnsanız tabiki nefesimiz kesiliyor ve ısırıyorlar paçamızdan yada nerden yakalarlarsa işte. Sebepleri çeşitli olabiliyor. Bunları ne ben açıklayabilirim nede başkası. Herkesin üzüntüye yakalanması…

Devamını oku →

Derinliklerinde Mavi ve Hislerinde Derin…

Derinliklerine mavi olmak olabildiğince.. Meditasyon renkleri gibi sakinleştiren ve güven veren… Maviliklerinde fırtınalı, Fırtınaları bilen… Fırtınalarından sonra açık ve durgun… Durgunluklarında deli eden… Bir mavi hikayesi, Duvara sürülüp geçilemeyenlerden…. Berkant… Ankara, Dağınık evinde, bir Şehr-i Ramazan gecesi…

Devamını oku →