Yalanları Anlamak…

Artık 30′ lu yaşlara geldiğim şu günlerde halen kendime kızgınlığım, hala hislerime güvenmeyişimin, hala kendim gibi düşünmenin herkesi, hala aşka inanmanın  acısını acı bir şekilde içimde hissediyorum. Eee hayatın acı gerçekleri.

Hala aşkın varolduğunu düşünmek koca bir yalan. Bu yüzyılda da olsa sevginin varolabilceğine ilişkin inancım ise artık azaldı.  Bu tarz kavramlar yavaş yavaş bitiyor içimde. Allah’tan karşıma bu güzel şeylerin varlığının olabileceğini kanıtlayacak şeyleri karşıma çıkarması için dua ediyorum.

Tabiki bu durum kendimi defalarca yargılayıp, geri dönüp baktığımda hayatımda yaptığım hataları anladığım zaman neden o zaman yapmam gerekeni yapmayışımın bana şu an verdiği acıyı azaltmıyor.  

O yaşanan bazı zamanlar aklıma geldiğinde gelecekte olanların sinyallerini alamayışımın, anlayamadığım için de geleceğime yönelik verdiğim kararı bir kibrit gibi yaktığımı düşündüğüm geliyor aklıma. Halbuki yaktığım kibritleri zannettiğim gibi ateşe değil, suya atmışım. Bundan sonra diyorum, bundan sonra ama bu da giden zamanı geri getirmiyor.

Giden sadece zamanda değil, saflık gidiyor, güzelliklerin gidiyor, değerlerini verdiğim insanların o değerlerimi başkalarına aktarması oluyor giden çoğu zaman. Halbuki bunlar benden çalınanlar. Benim olmalılar, bende kalmalılar, hak edenlere verilmeliler. Hakedelerle beraber ölünceye dek beraber yaşanmalılar. Ama öyle oluyor maalesef ki senden alınanlar yalanlarla, haksız bir şekilde hiç istemediğim insanlara dağıtılıyorlar hunharca belkide.

Geriye ise kalan sadece Allah a şükür ki var olan hesap günü geliyor. Bu durumu geriye kalan olarak tariflemek de doğru değil. Esas olan bu hesap günü. Herkes herkesten hakkını alacak. Bense çoğunluğa helal etsemde hakkımı, etmeyeceklerim de var. Belkide hesap günü olacakların bir kısmını bu dünyada göreceğiz. Bilemiyorum o kadar geniş bir açıdan değerlendiremiyorum. Allah bilir ne zaman ne olacak.

Ve ders çıkarmaya başlıyorsun, sorguluyorsun: değerli bir şey var elinde diyorsunki eger ben bunu verdiysem karşılığında ne gibi bir karşılık aldım. Ne yazık ki anlamak her zaman kolay olmuyor, isteyerek yada istemeyerek yalanlara kanıyor ve devam ediyorsun.

Sonra dönüp bakınca 1 kilo altın karşılığında kocaman bir hiç var elinde. Bir de bunun gibi acıyı anlatan milyonlarca yazılardan bi tanede size yazdıran bir duygu.

Demekki doğru testleri geçemeyen, değerini ispatlamayan hiçbirşeye inanmamak lazım. Örnek vermek çok kolay, temaya uygun olsun diye sevgiden örnek verelim.  Kolay değil kolayca  söylenen söz “seni seviyorum”. Nası seviyorsun beni ?  : 3 senedir beraberken 3 günde ayrılarak mı ? , Yada aşkından ölüp aynı anda başkalarıyla beraber olarak mı ? , Yada ben derse geç kaldım diyerek mi ? Yada ilk fırsatta kendini tercih ederek mi ? Yada yazılarını okumadım hayatım arada bakıyorum mu ? Yada Sana diyecektim sevdiğimi ama diyemedim diyerek mi ?  Artık bilemiyorum tonla yazılır durur burda, herkesin bir hikayesi var onlara göre. Ama gerek yok. Gülüp geçmek lazım. Ne demiş atalar: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”. Atalar bu işi biliyor.

Neymiş? Nasılki denemeden ,yürekten daha değersiz olan, mamülleri almıyorsun. Aşkını da deneyeceksin ama ne kadara az acı ile ayrılabileceksen o zaman. Sonradan çok acı veriyor. Hem sana diyorlar çaresizim filan, halbuki orda denilmek istenen sen çaresizsin. Ben seni aldattım. Günlerim güzel geçti benim artık sen başının çaresine bak. Seninle geçirdiğim o güzel anların hatırına ve tadından bırakamadığımdan…

Birde garip atraksiyonlar olabiliyor ne için yapıldığını anlamak için müneccim olmak lazım. Belkide inciten insanları. Belkide bizim anlamadığımız sevgiyi anlatan ama anlatamayınca anlamsızlaşan…

Ama bunlarda bu hayat yolunda tecrübe olacak. Bazı şeyleri ögrenmek için bir kez yaralanmak yetmiyor demekki. Bir ikincisi gerekli. Artık bundan da ders alamazsam zaten demekki problem bende.

Bu yazıda belkide bazı kavramlar ağır ithamlar oldu sevgiye yönelik, bunlar benim düşüncelerim, hissettiklerim. Ama hayat bu herşey, her duygu, aynı isimlerle yaşansada farklı yansılar buluyor her insanda.

Herkesin kendi tarzı farklı olabilir ama inanma noktasına gelince. Tek güvenebilecegimiz Allah’tır, O’na güvenmek, O’na sevgimizi vermek, O’nun yar ve yardımcımız olması için dua etmek gerekli.

Yoksa dünyevi sevgilerle avunmaya çalışıp her defasında acı çekmeyi göze almalıyız. Faydasız da değil esasen acı : yazarlık, şairlik gelişiyor. Ama bence siz mutluluğu tercih edin. Şair yazar yeterince var.

Herkes sevdigiyle beraberdir. Sevgi böyle birşeydir. Her ne olursa olsun, bu dünyada gerçek sevgilerde var, tıpkı benimki gibi. İnanmıyorsanız test edin.Test etmek için önce gözlerime bakarak başlayın lütfen. Diğerleri size kalmış,  geçemezse içtenlikle sevgim, beni vurun. Kıpırdamayacağım.

Sevilmeye layık olan her sevgiliye sevgiyle.

Berkant.
Ankara, 14 Mayıs 2007, 02:40