Hüzün Yine…

Bu gece otururken birden yine hüzünlendim. Hatırladığım şeylerle herşeyin istediğim gibi olmayacağını anlıyorum. Vet galiba biraz çocukca ama öyle. Bu bana acı veriyor. Bunu yazmak ne demek?  İfade etmek mi. Belkide rahatlamak istiyorum. Bir kucak bulup uyumak. Bir dost bulup sarılmak. Seni tam manasıyla anlayacak birilerini istiyorsun. Ama olanaksız. Bizi bizden iyi bilen sadece Yüce Rab’bimizdir. Herkes ama herkes kendinde ve kendinde hatta çok yakınlar bile.

 Evet şimdi devam hüzünlü şarkılara….

 

Aptal Puma Sendromu…

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından.
Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı.
Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi.
Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır.
Avının peşinedüştüğü andan itibaren giderek hızlanan
ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini
seyretmek bir zevktir.
Bu ölüm koşusu bazen pumanın ,
bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar?
İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan’a
örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir.
Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu”
her zaman avının cüssesine göre ayarlar.
Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile,
bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir.
Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı,
avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer.
Yenilgiyi kabul edip başka av arar.
Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan

insanların ruh halini ifade etmek için,
yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan ,
sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren

akılsızlar için kullanılır.
Başarının sırrı pumalıktan,

yani harcanan emek,

ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor.

Lisanslı Fifa Oyuncusu….

fifa oynayıcısı

Merhabalar Efendim,

Bilirsiniz bizler yani gelir seviyesi düşük olan bizler bazı konularda yurtdışındaki arkadaşlarımızdan yardım alırız ve oyunları ortak olarak oynarız. Bu bile bir reklam. Uzun süredir oynadığımız fifa 99 dan beri başlayan maceramız işyeri arkadaşlarımızada hastalık olarak sıçradı. Hatta bir arkadaşımız paraya kıyarak aylık 4 ytl ödeyip bir fifa lisansı satın aldı. Kendisini kutluyor ve hayatta tabiki fifa oyunlarında başarılar diliyoruz.

Ahanda inanmayanlara fotografi.

Arkadaş legalite taraftarı bir tarftardır :)

do what you want to do…

Sabah erken bir vakitte arabamla ………(öle bi yer işte iş gibimsi) gelirken şarkılar bile söylüyordu “do what you want to do” ne yapmak istiyorsan onu yap. Döndüm kendime baktım ben ne yapıyordum ? Kesinlikle yapmak istediğimi değil. O zaman ne ? Çarkların içinde dönüp durmaktaydım. Bazıları başkalarının bazıları kendimin. Sonuç olarak da böle bir durum var ortada bu yazıyı yazmama iten güç. Dolayısıyla belkide bana bir fayda. Yazıyoruz… Heç yoktan.

Korumalı: Şeker Kız…

Bu yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:

İstanbul-Sonbahar-2

photo-0071.jpg

photo-0050.jpg

photo-0048.jpg

İstanbul-Sonbaharda

photo-0055.jpg

photo-0033.jpg

photo-0075.jpg

photo-0074.jpg

photo-0079.jpg