Kapalı Kutu..

Bir gece ansızın uyanıp etrafıma baktım ve kapalı bir kutu gördüm etrafımı saran. Bir duvarı sen, bir duvarı ben, diğer duvarlar  boşluk ama varlar, kapalı her yer. Aramıza sımsıkı örülmüş duvarlar…Birbirimizi görecek kadar yakın, dokunamayacak kadar imkansızdık. Boşluklar güneş sızdırmıyordu, yada bir ışık, karanlık sarmıştı tüm duvarları… Sonra yüregimdeki yangın aydınlatmaya başladı duvarlarımızı, seni sadece. Işığım boşluktan geçip gidiyordu diğer tüm duvarladan, sadece sana varıyordu ama ısınmıyordun, yanmıyordun…Duvar olmuştun sen, bakmıyordun… Gözyaşlarım başladı sonra yüreğime doğru aktı, sen gülüyordun….

Deneme…
Berkant 16/06/07-03:08 Ankara

Gün sonu saatleri

Yine bir haftasonuna geldik. Bu hafta neler yaptık. Neler yapamadık. Değerlendirme kriterlerimiz neler olmalı. Ben kendi açımdan baktığımda yoğun bir iş haftası geçridiğimi gördüm. Bir çok alanda, yeni şeyler ögrenmeyi, yeni şeyler üretmeyi içeren.

Enerjimin bitmek üzere olduğu şu saatlerde ise, daha ögrenecek çok şey olduğunu düşünerek uymaya çalışacağım. Muhtemelen de başaramayacağım. Denilen doğru: zaman değerli ve herşeyi yapmaya, öğrenmeye vaktimiz yok. Zamanımızı iyi planlamalı ve iyi değerlendirmeliyiz.

Aşklara Aşı Yapılır mı ?

Fazla ayrıntıya girmeden yazılmalı :

Küçük çocuklara aşı yaparlar, biz de küçükken aşı olmuştuk, merak edip sorduğumda bunlar zayıflatılmış miktoplar, vucut bu mikroplarla savaşmayı ögreniyor ve onları yeniyor sonra güçlü mikroplar gelince daha kolay iyileşiyorsun demişlerdi.

Şimdi aşklarla aşının ne alakası var? İlişkileri sorgulamaya başladığımızda belki birazcık anlayacağız. Bence sorunsuz ilişkiler en kolay biten ilişkiler oluyor çogu zaman. Birşeyleri aşamamış oluyorlar aşılanmamış oluyorlar. Mücadele etmiyorlar düşmanları yenmekle ne zayıflatılmışları ne de kendiliğinden zayıf olanları. Ne de güçlü mikroplar gelince onları yenecek direncleri oluyor.  

Buna karşın beraber zorlukları yenmeye alışmış iki ama tek kişi olanların beraberlikleri uzun ömürlü, vefalı, güçlü  ve daha, nası desem “daha” oluyor evet “Daha”. 

Zorluk görmemiş ilişkilerin sonunu görmek ise zor ama bitişini tahmin etmek kolay ilk felakette “hoşcakal”. Sonucta yaşanan gırla giden ”seni seviyorum”lardan ibaret oluyor. Maalesef ki içi boş, ama çok değerli iki kelimeyi katlediyoruz.

Katledenlerden olmamak dileğiyle.

Bir Kadında Neler Olmalı…(1)

Hemen bir neden sorusu olabilir, Neden başlık bir erkekte neler olmalı değil diye. Ben bu kısmı bayan bloggerlara ve muhtemel yorumculara bırakmak istiyorum.

Konuya nerden girmek gerekli acaba diye düşünmekteyim ama bence bana şu sıralar en yakın olan fikirlerimi paylaşmalıyım.

Ama hem yorgunluktan, hemde okumayı sevmeyenleriniz için kısa bir cümle yazmak istedim.

Aglamak yerine, mücadele etmek. Sözlerde kaybolmak yerine kendine doğru düşündüğü mantığı karşısındakine mal etmek. Anlatmak yerine anlamak. Suçlamalar diye nitelendirdiklerini anlamak. Anları değil tümünü düşünmek. 

Ama yok yok bunlar “erk”e sahip olanda olmalı ve başka şeylerle beraber. Bir kadında neler olmalı bunu bırakalım özgür iradeleri karar versin.

Unutmanız dileğiyle size tüm acı verenleri yada en azından kontrol edebilmeniz.

 Berkant,  01:00, Ankara, Yıldızların altı.

Anlatmak için güç, güç için cesaretlendirme…

Zamanlama iyi ise üzgün bir ifadeyi görmek anlattığınızda kendinizi karşınızdakine, güçlü bir aşkı görmek destegini hissetmek arkanızda, yada karşı çıkılamayanlar adına feda etmek bir çok yaşanmış seneyi ve gelecekteki seneleri, yorumsuzdur.

Ama yansıları etkiler sizi. Çeşitli şekillerde :yalnız olduğunu anlamak gibi. Bunun için hayatta seneler geçmesi gerekiyor bazen, bazen yalnızlığı algılayamıyor ve birliktelikleri düşünüyorsunuz. Esasen birliktelik diye birşey yok çünkü cesetlerin yanyana gelmesi o kadar zor bir durum ki. Hep mantıklı yada mantıksız bir çok sebep bir çok güçsüzlük yada farklılıklar.Yada yanyana iken hissedemeyişler.

Ama engel yok ruhların bir arada bulunmasına, ruh kimi isterse onunla beraber. Ama ruhlarımız cesetlerimizle bu maddi dünyada varlık buluyor ve yaşamını yeni yaşamının başlangıçına kadar sürdürüyor. Yani ruh bedenden, beden ruhtan etkileniyor. Tekil olarak ruhum seninle demek te bilemiyorum ne kadar gerçekçi. Zaman çarkının yıkıcı etkilerine karşı.

Bu etkileşim kimi zaman diğer cesetleri, ruhları yada birlikteliklerini etkiliyor. Benim gibi düşündüklerini yazan adamlar bazen diğer insanlara kendini anlatamıyor, anlatsada anlaşılamıyor belkide. Karşımızdakiler ve kendimiz için, bu noktada, herkes şu soruları sorabilir: Neyi yaşıyoruz ? Nasıl yaşıyoruz ? Kurallar ne olmalı ?

Bence bu soruların hepsi insanın kendi yaratılış gerçeğinde yani fıtratında saklı. Birde neyi ne kadar yapmak istediğine, nasıl ve hangi kurallara göre  yaşamak isteğine bağlı. Birde en önemlisi bunların hepsini başarabilecek güçlü bir karekterde olmasına tabiki insan denen ceset ve ruh birlikteliğinin. Bu güç olduğu zaman soruların cevapları çakıştırılabilir ve birlikteliklerin birliktelikleri ortaya çıkabilir.

Ben şaçlarımdaki beyazlamaları görerek belki biraz üzgün ama bir o kadar kontrollü, acı çeksede gerçek hedefi yüreginde taşıyan biri olabilmeyi başarmak istiyorum. Bu yolla herkesin Allah yardımcısı olsun.

Birlikteliklerinizi başka bir birliktelikle mutlu edebilmeniz umudu, sevgi ikliminde bir sabah uyanıp, mevsiminizi değiştirmeniz dileğiyle.

 Berkant, 17/05/2007, Balgat

Kelimeler yetmez mi ?

Kelimeler, kelimeler evet, dudaklardan düşen kolayca ve anlamlar ifade eden dinleyenlere. Dinleyenler kimlerdi, kimlerdi konuşanlar ? Neler söylüyorlardı dudaklar?Sessiz, belki samimi belki samimiyetsiz. Sıkca karşılaştığımız, belkide bizimde girdabına kapılıp gittigimiz samimiyetsizlik içinde söylenenler.

Bu sözler demeti ne anlatırlar peki, yeter mi herhangibir güç. Bu yeni sayılan ama adı farklılaştırılmış kavrama göre. Kelimeler yetmez mi ? 

Hissettiklerimizi kelimelerle anlatamayız bu doğru ancak  betimleyebiliriz kalemimizin gücü yettiğince. Ne hissettiklerimiz ancak içimiz bilir bir de Yüce Allah ancak. Bizlerse çırpınız dururuz anlamaya çalışarak, anlaşılmaya çalışarak. Kimi zaman bekleriz yüregimizdeki sızıları bütün dünyanın bilmesini. Olanaksızdır bu durum ama nedense durmadan isteriz, durmadan bekleriz belkide yaratılışımız geregi içimizdeki bu duyguya yenilmeyi. İsteyerek yeniliriz, savaşmadan kaybederiz. Kimi zaman uykuya yenildiğimiz gibi, kimi zamanda yeniliriz bile bile…

Peki bu yenilgiyi kabullenebilirmiyiz ? Hayır, yenilirken kazanmış olmayı beklediğimizden ne kabul edilir, nede unutulur. İşte bu öyle bir şey… Kelimelerin anlamsızlaştığı birşey. Herşeye ragmen anlaşılabilen, sevdiğimizin yada sevilenin gözlerinde gördüğümüze yenilgiyi. O zaman da kelimeler anlamsızdır ama güzel bir anlamsızlık. Herkesin istediği, ama geçici değil sonsuza dek.

Belkide bende uykuya yenilmiş bir gecede gözlerinde göremediğim için, görebilecek bir çift göz umduğumdan yazdım.. Kim bilir…

Sevgiyle.

Berkant.