Cumartesi Kahvaltısı.

Genelde günün karanlık saatlerinin çoğunluğunda ayakta olan bir insan olarak sabah kahvlatılarında alınan keyiflerle ilgili sohpetlerden biraz uzak kalırdım. Arkadaşlarım beni ziyaret ettiğinde yaptıklarımız ve keyif aldıklarım hariç kahvaltı ve gazete ikilemesi beni cezbetmez ve ilgimi çekmez. Ancak bugün nedendir bilmem bir sebepten ayaktaydım ve hafifte nispet vaziyette, gzel bir yol kenarında keyifli bir kafeye gittim. Sakindi küçük aile grubu uzaktaki masada oturuyordu. Şeker kız bebekleri olan ve benim kahvaltım boyunca bebegin elindeki, çıngıraklı piknik oyuncağını bebeklerinden almaya çalışan, ağlama sesine çıngırağı yegleyen bir karı-kocadan hariç kimsecikler yoktu.

Her zaman oturduğum masada o bölgede pek de satılmayan gazetelerden aldım, kahvaltı, çay gazete, rüzgar ve birkaç duygunun daha tatını aldım. Hoş bir sabahtı ve kahvaltı bittiğinde, havanın karanlık olmasına az kalmamıştı. Sonuç? – Olması gerekli mi?. Hep karamsarlıklarım değil ya bazende aldığım keyifler var.

Keyiflerinden vazgeçemeyenlere -antiparantez- kızgınlığımla beraber. İlla olacak.