Bir Yol Hikayesi.
Ankara’dan çıkıp Bodrum’a doğru tatile giderken yol üstünde görüyoruz Hırka Camii şeklindeki tabelayı sonra içimden geçiriyorum bir sıcaklık var bu yerde diye ve meraklanıyorum sonra arkadaşıma gelirken nasipse uğrayalım diyorum bu kasabaya.
Günlerimiz hızlı bir şekilde geçiyor tatilde dönüş vakti geliyor, yola çıkıyoruz.Tatilde o kadar yormuşum ki kendimi ,zor sürüyorum arabayı ama yoldan geçerken tabela gözüme çarpıyor yeniden, ileriye gitsekde geçmiyor giriyoruz kasabaya.
Hırka Cami 1500 lü yıllarda yapılmış bir cami güzel işlemeleri ve kursundan orjinal bir yapısı var içerisine girdiğinizde manevi bir atmosferde hissedebiliyorsunuz.Yeni tamirattan geçmiş epey para harcanmış ama maalesef restorasyon çok da güzel yapılamamış. İçeri girip 2 rekat namaz kılıyorum daha sonrada beni köy kahvesinde bekleyen arkadaşlarımın yanına doğru ilerliyorum.
Onlara çaylar ısmarlanmış uzaktan görüyorm yanlarına doğru gidip selam veriyorum herkes elini uzatıyor merhabalaşıyoruz. Bana da bir çay söyleniyor. Köyün ileri gelenlerinden olan olduğu belli çok tatlı bir amca yanımıza sandalye çekip oturuyor. Sohpete başlıyoruz anlatıyor bize kasaba geçimini çifçilikten sağlıyor fazlaca genç yok etrafta dikkatimizi çekiyor onlar Denizli’ye çalışmaya gitmişler. Kasabada da yaş ortalaması 60 ve üzeri insanlar kalmış . Kasabanın adı Kırk Ağalar eskiden kırk tane ağa varmış ama artık kimse kalmamış ağalardan sadece bir aile ilerlemiş diğerleri zamanın içinde yerlerini almışlar. Bizimle konuşan amcaya diyorum seni bu köyde ağa olarak hatılayacağım ismini bağışlarmısın diye Yaşar Tataroğlu diyor, yanında birşeyler konuştuğu orta yaşlı olan köyün arabasının şöförü eski muhtar diye bahset diyor kendisinden yazımda bahsedeceğimi söyleyince. Çaylarımızı içiyoruz parasını vermeden çayın, helali hoş olsun diyor Yaşar Amca, elini öpüyoruz Yaşar amcanın yolcu yolunda gerek diyerek müsaade isteyip devam ediyoruz yolumuza.
Kasaba güzel eskilerden kalma yapılar var yeni yapılan binaların yanında estetik duran, binaların kendine has bir otantikliği var ama çok bakımsız yıkıldı yıkılacak. Yorgunluğumu atınca fotograflarıda ekleyecegim bir kaç tane. Eger yolunuz düşerse uğrayın Yaşar Amca’ya da saygılarımızı iletin, çayın tadının damaklarımıda kaldığını söylereyerek.
Bu nası gramer berkant bey 🙂