Dönüp arkanı giderken…
Sokakları ağlıyarak arşınlıyor,
Karanlıkların içinde,
Belki bir neden ağlıyorsun sorusu bekliyor,
Simitçi çocuk…
Ne ben soracağım ona
Ne de başkası, Neden ağlıyorsun diye,
Hatta birazdan dönüp köşedeki ağacın yanından kaybolacaksın,
Kaybetmeyecek gibi heybetli duran,
Karanlıkları gündüzleri gölyeleyen, O heybetli çınarın…
Sonra sen ağlayacaksın bir müddet daha,
Gözyaşı pınarlarında yaşlar azalana dek..
Yeniden sabah olacak sana belki,
Alacak nefeslerin varsa…
Sonra yeniden bağıracak o simitçi çocuk…
Sabahları yırtarak,
Nefisleri kabartan kokusunu yayacak sokalara yeniden..
Ben ağlayacağım.
Sabah beraber yediğimiz o simitlerin kokusunu,
Yeniden alabilmeyi umarak,
Sonra bende köşeyi dönüp yürüyeceğim, Arkama bakmadan.
Bakamadan,
Bir şans daha verilmemiş, balta darbeleri ile yokedilirken,
Elleri kolları bağlı,
Gölgeleyen çınar ağaçları gibi her türlü ümitsizliği,
Sonra devrileceğim belki,
Belki yeniden sürgün vereceğim, kökleri sağlam çınar ağaçları gibi ,
Her yeni sevdaya yeniden başlayabilen…
Simitçi çocuklarının gözyaşlarıyla sulanmış…
Kimse sormadan yavaş yavaş büyüyen…
Berkant. Ankara 22/07/2007 03:43