Günah Çıkarma…

Bizim dinimizde olmasada “Günah Çıkarma” diye bir olay var. Hristiyan inanışına göre günahları işledikten sonra papaz’a gidiyorsunuz Peder ben şeklinde başlayan bir cümleyle ( amerikan filmlerinden bildigime göre) anlatıyorsunuz pederde tamam diyor. Hoop kuş gibi hafifsiniz. Benim konum tabiki bu durumu yargılamak veya irdelemek değil. Yaptıkları bana anlamsız ve inanılmaması gereken bir durum olarak gelsede.

Ben bu kelimelerin benim aklımda belirginleştiği şeklini açıklamaya çalışacağım. Yada kendimi anlatacağım yine…

Hepimiz sürekli diğer insanlarla etkileşim içerisinde yaşıyoruz, bu insanlardan bazıları bize çok yakın sonra uzaklaşarak gidiyor. Halkalar gibi düşünüyorum aile, yakın ve eski dostlar, uzak eski dostlar, arkadaşar, iş arkadaşları, arkadaşlarımızın arkadaşları, ortamdan arkadaşlar, yaşamsal alandan dolayı etkileşilen grup, yürürken günlük hayatta çevremizde olan herkes. Sonuçta bu grupların hepsiyle zamanın bir anı bile olsa paylaşıyoruz. Bu paylaşımlarımız her zaman adil olmuyor. Bazen biz karşımızdakine haksızlık yapıyoruz bazende onlar bize.

Ancak bu etkileşim biraz önce bahsettiğim halkaları düşünürsek, etkinin halkalar arasındaki hangi yerde yapıldığına göre merkezdeki bizi farklı şekillerde etkiliyor. Bazende direkt olarak merkezden etki yapabiliyor.Uzak halkalardan gelen etkiler diğerlerinin içerisinden geçerken sönümlenip bizi mutsuz edemiyor. Dolmuş süren şöföre mi kızdın, dolmuştaki diğer insanlarla beraber ona tepki veriyorsun birde dış halkalardan birileriyle paylaşıyorsun geçip gidiyor. Problem yok.

Ama bu etkilerin yeri içerlere doğru gittikçe durum farklılaşıyor ve etkilerin bıraktığı izler değişiyor. Zaman zamanda suya atılan taş taneleri gibi iç içe geçen bütün dalgaları etkileyip kimilerinin genliğini büyütüyor, kimilerini kırıyor ve şeklini değiştiriyor.

Yapılan etkinin geldiği yerde önemli, eğer umursamadığınız bir taş yanlışlıkla düşmüşse bu halkaların arasında bir yere, her nerede olursa olsun sönümletebiliyorsunuz. Ama bu etki derinden yaralayacak bir yerden gelmişse ve bir taş değil bir bıçaksa… Durum farklı.

İşte bu noktada aklıma takılan soru şu: Size bıçak atanlar sonradan yaptıklarının farkına varınca yada size bir bıçağı fırlatmadan önce kendi üzerindeki psikolojik baskıyı ortadan kaldırmak için günah çıkartırlarsa… Yani yine ben derlerse her zamanki gibi… “Ne yapacağız ?”

Bu durumda, anlamak bu günah çıkarmaları insanı rahatsız ediyor, acı verirken bile samimiyetsizliklerin ortaya çıktığını gösteriyor. Ne acı bir durum insanlara acıyı bile samimiyetsizce veriyoruz…

Neler olabilir bu durumlar, biraz karışık bir anlatımdan sonra açalım: Sevgiliniz, size çiçek gönderiyor, kalbinizi kazanacak davranışlar yapıyor, kimi zaman satın aldığını düşünüyor, sizin ona verdiklerinize bir değer biçip kafanıza “dan” diye vuruyor “al işte senin bana verdiklerinin değeri” şeklinde. Halbuki bilinemiyor değer, sizden aldığı zamanın geri dönüşü yok, sizden çaldığı temiz kalanların üzerine sürdüğü siyah lekenin izleri kolay kolay geçecek değil. Sadece günah çıkarıyor.. Verdiği acıların sonunda kendini temiz hissedip yoluna devam ediyor. Amaç sadece bu bence…

Gelelim “Ne yapacağız?” sorusuna: Bu durumda yapılacak hiçbirşey yok, hayat bu deyip, yeni bir kazık ile tecrübe egrisine eklenen yeni bir puan kazanıp bu yeni ögretinin sizin duvarlarınıza bir tuğla eklemesini birlikte izlemekten başka.

Adaletine güveniyoruz Yaratan’ın ve zamanı akışına bırakıyoruz. Zaman akıyor çılğınca, değersizleşen , sonradan yada önceden size yapılan anlamsız günah çıkarma hareketleriyle…

Yüzüne vurmak istesekde, vurmaya değer bir yüz bile yok diyerek zamana bırakalım bizde. Görelim Mevla ne eyler, ne eylerse güzel eyler.

Sevgiyle.

Berkant. 01:52 Ankara 20-09-07