Ouf of Control…

Evet, bu gece bana gelen bir e-postayı gördüğümde birden irkildim ve titredim. E-posta ödemelerimle ilgili idi. Zannediyorum herkesin karşılaştığı bir problem. Kontrolden çıktım biraz.. Bakalım sonumuz ne olacak. Yazacak birşey yok…

Yazacak takatimde yok.

Ah Bu Japonlar…

Artık adamlar sıkılmışlar sanırım yeni yeni eğlenceler arıyorlar kendilerine. Bakınız onlardan biri ben izlerken hem güldüm hem de garipsedim. Bazı sorunların çözümleri basit bazıları için ise hiç kasmayacaksın mesajı var galiba. Ne kadar becerebiliyorsan o kadar.

[youtube 84_QL1kEmH4]

İstanbul’da sevgiyle karışık…

İstanbul’u geçen haftaki ziyaretimde trafik boğucuydu katlanılmaz bir hal almıştı. Randevularımdan bazılarını iptal etmek zorunda kaldım. Perşembe gecesi uzun süredir görmediğim bir arkadaşımı görmek için çıktım yola, 40 km yol gittikten sonra onunla buluştuk, beraber çay içtik biraz muhabbet ettik o da aldatılış hikayelerini anlattı bana. Bende onunla tecrübelerimi paylaştım: Boşver dedim yalanlara üzülmenin alemi yok. Gerçekse zaten olurdu…

İlerleyince saatler İstanbul’da yolların boş olmasını fırsat bilip biraz dolanayım dedim. Yağmur şiddetli yağıyordu, yollar yalnız sayılırdı İstanbul için. Yakınlarından geçerken “Yalan Merkezi”nin hatıralarım canlandı. Şehrin kötülükleri aklıma geldi, sevgi yaşamıyor bu şehirde dedim. Yavaş yavaş ölüyor değerler dedim. Bir yandan da haksızlık ettiğimi düşünüyordum. Çünkü o şehirde herşey var kötülüğün en uç noktası ve doğası gereği eşyanın iyiliklerinde uç noktaları.

Bu düşüncelerle seyrederken E-5 üzerindeKartal’dan Kadıköy’e doğru Kozyatağında bir karaltı gördüm sol şeridin sol tarafındaki küçük cepte. Korktum biraz kimdir bu diye önüme atlar filan yavaşladım. Sol şeritte duranın geceleri yolda yaşayan birisi olduğunu düşündüm. Ama baktığımda manzara farklı idi. Çoğu zaman insanların bile değer görmediği yurdumda, bir bayan araba tarafından yaralandığı muhtemel bir sokak köpeğinin başını okşuyordu. Gece o saattle korkmamış arabasını parketmiş sağ şeride hayvancağızın yanına gelmiş ona moral vermeye çalışıyordu. Belliki yaralı köpek zor durumdaydı. Bir yandan insanlara verilen değeri düşündüm, bir yandan da zor durumda kalan bir canlıya yardım eden o bayanı takdir ettim. En azından sadece bu yönünü. Umarım o sevgisi tüm hayatını kaplamıştır.

Yani sevgi ölmemiş henüz… Ama can çekişmekte…

Saw 4-Testere 4

saw-4-2.jpg

Sinemada izlemeye gittik, efektler ve görsellik fena değil. Adamlar kan ve irin olayını abartmışlar biraz o yüzden igrendirebiliyor kimi sahneler. İzlerken mideniz de bulanabilir. Zeka öğelerinin önüne geçmiş biraz sahnelerdeki şiddet. Film klasik testere modunda gidiyor. Sonuç çok da değişmiyor. Mühendis abimizin hayatı yargılaması ile son buluyor. Benim algıladığım ince mesaj ise hiç hoşuma gitmedi: Öyle sağlam bir ideolojisi varki testere amcamızın hiç kimse yenemiyor ve herkes ona kapılıyor. Halbuki hayatta kimsenin kimseyi bu şekilde yargılamaya hakkı yok. En nihayetinde yargılama kesin ve tam adaletli olarak yapılacak bu yaşamdan sonra gideceğimiz yeni yaşamımızda.

Hollywood diyorki ben bu seriyi 10 film daha çekerim paranızı da alırım. Siz de izlersiniz zamanınızı ben alırım… Gidilsede olur, gidilmese de.

Darren Hayes-Insatiable

Adam yazmış 🙂 Benim sana olan aşkım doymak bilmez…

Sözler ve Video:

When moonlight crawls along the street
Chasing away the summer heat
Footsteps outside somewhere below
The world revolves I’ve let it go
We build our church above the street
We practice love between these sheets
The candy sweetness scent of you
It bathes my skin I’m stained in you
And all I have to do is hold you Devamını oku →

Masal yazalım birlikte…Masal olmasın yaşarken

Ufuklara bakalım birlikte…
Hayal edelim ufuklarımızda olmayı
Uzanırken sahilde,
Günbatımında
Yağmur yağarken üzerimize,
Tenlerimizi yıkarken,
Acı vermeyen darbelerle…

Ufuk olalım birlikte…
Ufukta hayellerimizle buluşalım,
Hayal olalım…Olamayacağımız kadar çok,

Kumsalda masalımızı yazalım,
Biz yazarken bir yandan yağmur, bir yandan dalgalar yıkasın onları
Yenilerini yazalım uçsuz bucaksız sahile,
Biz yazarken yenileri gelsin aklımıza….
Masal olalım yazılmamış kadar gerçek,
Gerçekler kadar yalan….

Tori Amos Cornflake Girl…

Tori Amos’un da diğer bazı başarılı şarkıcılar gibi değişik sayılabilecek bir hikayesi var. Yani bizlere göre değişik. Ama tarzını seviyorum. Bu da onlardan en beğendiklerimden…

Sözler ve Dinlemek için:

Never was a cornflake girl
Thought that was a good solution
Hanging with the raisin girls
She’s gone to the other side
Givin us a yo heave ho
Things are getting kind of gross
And I go at sleepy time
This is not really happening
You bet your life it is Devamını oku →

Bir sonraki…

Bence sonuna kadar izleyin… İçinde bazı güzel mesajlar var. Alınabilirse tabiki. Ama bende üzüldüm izleyince bu kadarmı tiyarto oldu herşey…

[youtube Tm61tXlGblI]

Ankara’ya dönüş…

Cuma günü İstanbul trafiği ile biraz uğraştıktan sonra, işlerimi olabildiği kadar toparlayıp Ankara’ya doğru yola çıktık. Özlemişim evimi, geldim attım eşyalarımı içeri dinlenmeden bilgisayarımın başına geçtim.

Ankara yolculuğu biraz süratli geçti, yol zaman zaman bozuldu ancak Allah’a şükür güzel bir yolculuktu. Yolda yediğimiz yemek ve ilgileri de güzeldi arkadaşların.

Ekip arkadaşlarımı evlerine bırakmaya çalıştım ancak bir dönüşü kaçırınca bir abimizi bırakamadık umarım bir yanlış anlaşma olmadı.

Biraz yorgunluk biraz kafa karışıklığı biraz biraz… tonla şey aklımda yine…Bir de bu kötü ifadeler.

Dinlenme vakti geldi…

İstanbul Kasım…

İstanbul’a bu gelişim birçok duyguyu barındırdı içinde. Bir yandanda gündemdeki bir konuyla ilgili problemleri halletme endişesi. (Herkesin konuştuğu burda yazamayacağım). Trafik yazınki gibi değil o yüzden nefes almak zor şehirde. Bende biraz bunaldım ama ne kadar yetiştirebilirsem o kadar halletmeye çalıştım.

Perşembeyi cumaya bağlayan gece de İstanbul’un caddelerinde akmadan edemedim. Fırsat bildim gece boş yolları. Levent,samandıra,kadıköy,altunuzade ve Beşiktaş sonunda ortaköyde portakal suyu ile tamamladım. Portakal suyuda bahane oldu esasen :).

Herşey var bu koca şehirde sevgide var. Gece enteresan bir olay gördüm ama burda yazılıp geçilecek gibi değil… Bilahare…

Şimdi boğaza karşı bir sigara ordan da kitap okuyarak uykuya bırakma aklı bedeni ve …. yalnızlığı..