Yorucu bir hafta başlangıcı…

Bu haftaya bazı tatsız haberlerle başladık. Yarın İstanbul’a seyahat var. Herşeyin hayırlısı olsun. Yazılacak çok konu birikti gene.

Gece eve gelince çantamı ve elbiselerimi hazırlamak işkence gibi geldi ama yaptım. Şimdi uyku zamanı hafiften…

Doğal Gülücük…

Bir arkadaşım göndermiş bana, doğal bir gülücük yada sahte belki ama ifade şekli iyi… Kuşlar gülümsemiş birlikte bize herşeye rağmen…

Karışmak bir gece vakti ansızın…

Karışırsınız geceleri, nedense hep gecelerde olur. Bir şarkı kimi zaman, kimi zaman bir sessizlik kimi zaman sebepsiz. Tedavisi yoktur beklemekten başka, hüzünlü bir kaç şarkı dinler dinginleşmeyi beklersiniz. Yada ben öyle yapıyorum.

….Uyuyalım artık.

Bir su damlası…

Bir su damlası bekledim..
Damlamasını istedim yağmasını değil,
Bir yağmur istedim,
Yağarken bir damlası yüreğime değen,
Bir Yürek istedim…
Yağmur damlalarıyla yıkanmış
Korumak istedim yüreğimi,
Yağmurları kara bulutlulardan.

Beyni Rölantiye Almak…

Akşam eve gelmek üzere işten çıktım. Biraz dinlendikten sonra yapacağım şeyleri aklımda toparlarım diyordum kendi kendime.

Vaktin erken olduğunu gördüm, 2 gün sonraki toplantıma hazırlanmak amacıyla berbere gitmenin iyi bir fikir olduğunu düşündüm. Ayrıca beynimdeki düşüncelerin dönüş hızı biraz yavaşlayacaktı. Kısa süreceğini düşünsemde, orda birde baktım olay benim saçlarım üzerinde bazı antrenman yapmaya geldi. Epeyce uğraştılar 🙂 Yıllardır arkadaşlarım olduğu için keyifli bir 1 saatti. Öyleolmasa tam bir işkence olabilirdi….

Sonra alışveriş yaptım. Halen düşüncelerin dönüş hızında bir değişiklik yoktu, neyse artık evde dedim. Evin yolunu tuttum…

Eve geldiğimde değişen birşey yoktu yapmam gereken bir ton işi sıraya koymak yerine bir o tarafa bir bu tarafa koşuşturdum durdum.  Bir şekilde bazılarını tamamladım ama ne yediğim yemekten, ne içtiğim çaydan ne de sigaralarımdan birşey anlamadım. Her yerde tonla kağıt okumam için beni beklerken bunlara birazda elektronik dökümanlar eklendi.

Halen rölantiye alamadım beynimi. Dolayısıyla iş üretmek zor oluyor. Enerjimi koruyarak yarın sabahın erken saatlerine bıraktım iş üretme kısmını. Ama halen bir yol bulmuş değilim beynimi dinlendirmek için.  Muhtemelen uyumaya çalışırken de aynısı olacak ve bir kaç saat kitap okuyacağım. O sırada uyuyakalırım herhal 🙂

Nası Pöyle Bişi Yaparsın :)

🙂 Ben güldüm belki sizde gülersiniz.

Ekonomik kriz yüzünden büyük para problemi olan Temel, çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.

Şehrin büyük bir parkında çocuğun birini gözüne kestirmiş.

Önce bir not yazmış: Çocuğinu kaçurdum. Bunu yaptuğum içun üzgünum ama kusura pakma çünki gerçekten paraya ihtiyacum var.
Yarin sabah saat 7’de parktaki filanca ağacin altina bir siyah çantada 5 milyar getur. Devamını oku →

3:10 to Yuma

Bu film hakkında söylenecek fazla birşey yok. Sahneleri çok beğenmedim.Vakit geçirmek için gidilebilir. Ancak sonu öyle garip bitiyorki hiç bir anlam veremedim. İhanet dolu… Zekada görünüyor biraz, DVD sini kiralamak mantıklı.

Pirates of the Caribbean: At World’s End…

Vizyona yeni girecek bir film. Eglenceli fantastik bir macera arıyorsanız tam size göre 🙂 Tabi filmde bazı yerleri kaçırmamak için serinin 1. ve 2. filmlerini izlemiş olmanız gerekiyor. Bi dünya bilmece ile geçer filmi anlamak içinde uğraşmak gerekmekte.Ancak sinemada izlemeye değer. Efektler ve kostümler bence güzel… İzlerken eğlendim. E ben eleştirmen değilim bu kadar….

Su Misali, Orhan Ölmez

Su misali: Su, akar, durulur, dalgalanır….Yada benimki gibi hep fırtınalıdır…

Sözler:Su Misali
Dinlemek isterseniz…

Şimdi çok uzakta kalmış bir baharsın
Kalbimin derinlerinde bir yalansın

Şimdi çok uzakta kalmış bir baharsın
Kalbimin derinlerinde bir yalansın Devamını oku →

Bir Resim… Hoşuma Giden…

Yoruma gerek yok.