Bu da sadece bir yazı..

Bugün bir eleştiri aldım. Blogumun takip edilemeyecek bloglar listesine alındığını ögrendim :) Yeterince iyi yazı yazamıyormuşum. Güzel olan tarafı bende biliyorum. Ben yazar değilim ama kendi çapımda sığ sularda yakalamaya çalıştığım bir ay ışıltısı arıyorum belki.

Bu sayfa gecelerimi paylaşıyor benimle… Makinalarla arkadaşlık… Ne yazık…

Bengü-Unut Beni

Her haykırış yansılarını arar… Yankıların aynalar gibi olmasını diler. Çoğu zaman sitem ve beklentilerle… Kim bilir unut beni diye haykırmak… İşte o demektir…

Sözler ve Video:

Bazı şeyler vardır affedilmiyor
Aşk ihanetle bir evde kalamıyor
Bıçak gibi kestim bağlarımıızı
Bir daha dinleyemeyiz şarkımızı

Click to continue reading “Bengü-Unut Beni”

Prince-Purple Rain…

Bu şarkıyı yıllar önce dinlemiştim. Çok sevdiğim yağmurlardan bahsediyor. Mor yağmur…. Bazen yağmurlar renk değiştirerek yağar. Bazende gözlerden yağar… kırmızı….

Sözler :

I never meant 2 cause u any sorrow
I never meant 2 cause u any pain

Click to continue reading “Prince-Purple Rain…”

Seni Özledim…

Özledim “Sen”i
Özledim, senin anlamsız harekelerini,
Özledim, senin bana omuz silkişlerini,
Seni özledim, Ta ki bende açtığın yaralara kadar,
Kanayan yaralarımdan akan kanları izlemeni özledim,
Ağlamayı özledim birlikte,
Dokunmayı özledim birlikte ağlarken gözlerine,
Özledim seni… Bende özlettiğin herşeyinle,
Seni özledim…
Ruhumda çizdiğin o garip her yanından kanlar akan şekli özledim..
Seni özledim, Özletmeni özledim..
Seni sevmeyi özledim….
Sevginin yerine nefretimi koysamda…
Özledim…
Yasaklasanda bana…
Adını koyamasamda yönünün,
Yönsüz sevgileri özledim…

Bu internet yok mu ?

Sürekli geziniyoruz, nasıl bir okyanus böyle. Sitelerde gezinirken bir eklenti buldum. Ziyaretcilerinizin size ulaşbilmesini sağlıyor canlı canlı. :) Benim sayfamda niye yok dedim. Biraz uğraştıktan sonra oldu. Güle güle kullan Türkiye ve Dünya :)

Taş Fırın Pide Evi…

tasfirin.jpg

Yemek yiyecek yer bulmak zaman zaman sıkıcı olabiliyor. Beğendiğim yerleri paylaşmak istedim. Epey zaman oldu ancak fırsat buldum 1.sini eklemek için.

İstanbul’da iş gezisi sırasında uğramıştım yemekleri güzel. Pide yapıyorlar ordaki arkadaşlara sadece güzel bir yemek getiriniz dedim. Getirdiklerinden memmun kaldım alt katındaki manzaralar da aşağıda mevcut. Eğer Sarıyer tepelerinden aşağı doğru inerseniz uğramanızı tavsiye ederim.

Tabi evlere servis derken ne kadarlık bir alana yapabiliyorlar bilemiyorum :) Ankara biraz uzak.

Manzarası:

Gitme Yoksa…

Bu kızı seviyorum.. yaptığı şarkılar kendinede yakışıyor. Bu da sevdiklerimden birisi. Gitme yoksa… diyor. Delicesine geliyor ama güzel…

Gitme Yoksa:Nil Karaibrahimgil

Gitme yoksa içerim bütün uyku haplarını
Sonra karıştırırsın ruh kitaplarını
Bir mektup yazarım hep seni sevdimle biten

Click to continue reading “Gitme Yoksa…”

Küçük Şeyler Büyük Anlamlar Taşır..

Bugün sabah telefonumda gördüğüm cevapsız çağrılardan biraz şüphelendim. Birilerinin canını sıkan bir durum vardı. Sorunu anlamak için kendilerini aradığımda tahmin ettiğim gibi tatsız bir durum vardı. Yaklaşık 2 ay kadar önce nişanlanan genç çiftlerimizin arası bozulmuştu. Kendilerine sakin olmalarını ve acele karar vermemelerini tavsiye ettikten sonra kendi işlerimle uğraşmaya koyuldum. Vaktim müsait oluncada telefon ederek ziyaretlerine gittim.

Ulaştığımda tesadüfte olsa damat adayı da ordaydı. Bu duruma sevindim aynı anda iki tarafı da dinleme şansım olacaktı. Vaktim kısıtlı olduğundan konuyu ancak ana hatlarıyla dinledim. Sorun bazı maddi anlaşmazlıklardan çıkmış gibi görünüyordu ancak altında yatan daha önemli bir sebep vardı : Güvensizlik.

Karşılıklı birbirlerine verdikleri sözler maddiyat söz konusu olunca uçup gitmişti, onların söyledikleri kadarıyla. Daha fazla açmak istemiyorum bu kısmı her ne olursa olsun. Herkesin benzerlerin farklı objelerle yaşadığı durumlar. Ama yazık diye düşündüm birlikteliğin bu şekilde sonlanmasını. Sonra her iki tarafı ayrı ayrı dinleme sözüyle ordan uzaklaştım.

Benim gördüğüm problem: insan hayatında esasen çok da fazla önem teşkil etmeyecek meblağlar söz konusu olduğunda insanların birdenbire değişmeleri idi. Maddiyat artık, ruhumuza işlemiş, duygularımızı körelmişti. Verilen sözler hayatlarını birleştirmeyi düşünen çiftlerin önünü kesmişti. Ama önemli olan para, yada başka birşey değil verilen sözde durmaktı. Maddiyatın söz konusu olduğu durumda mertlik bozulmuştu. Dolayısıyla bence küçük ve çözülebilir bir problem, insanların bazı yeni yüzlerini keşfetmemize nedendi bu yeni yüzler ise gerçek birer problemdiler, belkide kronik.  Bu da geleceğe bakışını değiştiriyordu onların. ( Ve dolayısıyla benzer durumları yaşayan bizlerin). Yansıtmıştı para yüzleri…

Maalesef ne ahde vefa kalmış, ne de değerlerimizin önceliklerini belirleyebilmek. Gölgelemiş, üzerinde simgeler, rakamlar ve yazılar olan özel kağıt parçaları her yanımızı. Kalbimizi bile…

Bu çılgınca süregiden kapitalist yaklaşımlarla ve bu durumun yok ettiği değerlerimizle; 21. yüzyılda yalnızlığın derinleşmesine şaşmamak lazım.

Berkant. 25/09/2007-Ankara 02:26

Fizikte Felsefi Kavramlar.

İlğinç gelen bir yazı..

Üyesi olduğum bir gruptaki YÖK, bilim, Ertuğrul Özkök, AKP tartışmaları üzerine uzun bir zamandır derlemeyi planladığın ancak her defasında ertelediğim birkaç paragrafı toparlamaya karar verdim.

Click to continue reading “Fizikte Felsefi Kavramlar.”

Hüzün Mevsimi..

winter-break.jpg

Sevdim kendimin hüzün mevsimlerini,
Sevdim beni, hüzünlendireceklerimle,
Mevsimlerimi sevdim hep..
Hangi rüzgarlarla gelirlerse gelsinler,
Rüzgarlarımı sevdim,
Yağmurlar getirmeselerde,
Yağmurları sevdim,
Hiçbir zaman gelip çölleşenlerime yağmasalarda,
Sevim çöllerimi her kim çölleştirdiyse,
Kimleri sevdim diye kendime sorduğumda,
Sevdim cevapsızlıklarımı,
Cevapsızlıklaştıramadıklarımı sevdim,
Sevdim sevgileştiremediklerimle,
Sevgileştiremediklerimi de sevdim,
Sevgileştirilememeleriyle başbaşa bırakarak…

Berkant,25/09/2007-Ankara 03:26