Sinir Hoplatma Tarifi :)

Genelde bayan bloggerlarımız, yemek tarifleri, el işi tarifleri gibi tarifler verirler. Bende bir tarif vermek istiyorum ama bunu zaten dişi olan herkes doğuştan biliyor. “Hoplatmalı, Sinirlendirilmiş Adam Yahnisi”

Öncelikle Malzemelerimizi verelim :

1-Gün boyu gerilmiş ve zaten birçok konu ile boğuşmakta olan bir adam.
2-Bu yazıyı okurken bile kendi kendine içinden “bak bak bak” deme yeteneğine sahip bir dişi.
3-Ortalıkta dolaşan bir ton deli zırvası kitaplardan çeşitli sayfalar
4-Diğer insanlara güvenmeyip her işi kendi halletme şeklinde bir düşünce ( 1 tutam )
5-Modern bir kafaya sahip olma olgusu ile hazırlanmış çeşitli düşünceler ( Alabildiği kadar)
6-Biraz tuz, biraz biber, bir tutam da dolmalık incir 🙂
7-Krem şanti (epeyce beklemiş)

Tarife geçelim : Çok basit: Rahatça her akşam hazırlayıp sunabilirsiniz. Öncelikle “Adam” güzelce bir strese sokulur, çeşitli bahaneler bu iş için yeterlidir, özelliklede “benimle ilgilenmiyorsun”, “bana vakit ayırmıyorsun”, ” çok kıskançsın”, ” ne olacak ojelerimden kime ne”, “bana kim bakacak ayol” gibi kelimelerden yararlanabilirsiniz.

Adam strese girdikten sonra dişiyi göreve alıp yukardaki kitaplardan çıkan bazı düşüncelere “ama olmazki sen yapınca oluyor ben yapınca neden böyle yapıyosun” yada bu tarzda sayfalardan zombileşmiş düşünceleri empozisyona giriyoruz.

Dişi kısa sürede işini bitirdikten sonra, güvensiz bir kaç davranış ve kendi işlerimizi hallettirmek için “adam” ı zorluyoruz. “Adam”a salak muamelesi yapın, beceriksiz muamelesi ile karışık. Sonra iyice bir karıştırıp, modern denilen düşünce serisinden bir tutam ekliyoruz sonra adamın önüne ne yüdüğü belirsiz “kıymalı incir dolmasın”ı “krem şanti” ile servis yapıyoruz. O aradada özellikle damarına basmak için “adam”ın sevmediği ne varsa yapıyoruz.

“Adam” sinir hoplamış vaziyette delirecek ve servise hazır hale gelecektir. Pişirmenize gerek yok.

Hepsi bu. Eğer adam “yerse” sizde yersiniz yok yemezse, sizin bileceğiniz iş.

Piyasada tonla light adam var kız arkadaşı şapur şupur öpülünce kaldıracak onlardan birine yöneliyorsunuz. Onlar için ayrıca tarifler var ama onları ben bilmiyorum. Allah korusun 🙂

Sevgiyle 🙂

Alemde adam görülmesin diye biz ortalıklarda dolaşamıyoruz. Çok atasözü gördüm kendimi 🙂 Offff 🙂

Yazarken …. Entresan tarz oldu. Sürcülü ihsan ettik ise affola 🙂

Uyku kaçarsa ne olur…

Sık sık uykularım kaçmakta, hatta neredeyse hiçbir gece diğer insanlar gibi yatağıma gidip uyuyamıyorum. Bu günde ekstra bir durum olarak uykum kaçtı, sabaha karşı uyuyamadım. Gezindim durdum internet aleminde yazmak istediğim konular vardı, ama yazamadım. İnsanın bir blogunun olmasıda sorun yahu. Yazı yazmak istiyorum ama yazamıyorum çünkü yazıların sonunu bağlayamadan kapatmaktan hoşlanmıyorum. Bu yazılarda öyle olacaklardı çünkü aynı anda birçok şey düşündüm. Mesela dedim “Aşık olmayı düşünenlere öneriler” yada “gereksiz işlerle zaman kaybetme” diye başlasak, ama başlamadım başlamakta istemedim. Şimdide başka biryerlerde acaba uykusuzluk sorununa çözüm bulan birileri var mı diye arıyorum. İşe de yaradı galiba ararken biraz daha rahatladım.

Aman demek lazım aslında, bugün arkadaşlarımla konuşmalarımnda güzel noktalar yakaladım.

Birisi “Allah ol derse, geçirir dişini mermere, Allah dilemezse, muhallebi yerken kırar otuziki dişi” Yani her iş olacağına varır. Bizde rolümüzü oynayalım perdede.

Evet şimdi içimdeki yazma aşkını biraz söndürdükten sonra artık gönül rahatlığı olmasada laptopumu kapatım attaaaa gidebilirim.

Aracım kilitli kaldıysa :)

İnternette şöyle bir şehir efsanesi gezer durur 🙂

EĞER UZAKTAN KUMANDALI ARAÇ ANAHTARINIZI ARACINIZDA KİLİTLİ UNUTURSANIZ:

Aracınızın yedek anahtarı başka birinde varsa, aradaki mesafe ne olursa olsun, o kişiyi cep telefonunuzla arayın. Aracınızın kapısına 25-30 cm uzakta cep telefonunuzu tutun, karşı taraf da yedek anahtarın açma düğmesine(cep telefonuna yakın bir mesafede tutarak) bassın. Kapınız açılacaktır. Not: Bagaj için de geçerlidir.

Geçenlerde bizim arkadaşlardan bir anlatıyordu. Arabanın etrafından dönen bir adam, elinde cep telefonu bir yandan “Alo, Aloo..” diyerek dolanıyor, bir yandan da telefonu arabanın sağına soluna yaklaştırıyor uzaklarştırıyor. Ama önemli alo alo demezse sistem çalışmayacak. Diğer bir grup arkadaşda daha uzakta mesafeden ellerinde araba anahtarı, bağırıyorlar açıldı mı açıldı mı ? Manzaraya mimar mühendis bir grup deneme yapıyorlar 🙂 Ama eğlence lazım tabiki

Bu mail bana artık defelarca gelince yazayım dedim. Çok güldüm acaba uygulayıp sonuç alan var mı? Sizde deneyin 🙂 Ben deniyemeyeceğim.

Ayrıca birşey daha var yazmışlar sonuna “Bagaj için de geçerlidir” burası daha da komik 🙂 Çok güldüm.

Bana eski bir hikayeyi hatırlattı: Cine5 şifreli olduğu dönemlerde şifre çözmek için anormal bir yönten diye herkes birbirine anlatıyordu 🙂 Bir gün bir baktım benim bekar evinde birlikte kaldığım arkadaşım, eline deodarantımı almış birde banyodaki aynayı sökmüş 🙂 uykudan uyandım odama girilince deodarant için 🙂 “Ne yapıyosun” dedim uykulu uykulu abi dedi cine5 in şifresini çözüyormuş dedi böyle 🙂 Ayna ve deodarant

“Haydaaaa” dedim “Nasıl?” Şimdi dedi aynaya deodarantı sıkacağız her tarafı buğulanacak “Eeee” dedim. Sonrada bu aynayı TV’nin karşısına 45 derece ile koyacağız cam gibi izleyeceğiz.

Eğlendirdi beni 🙂 deodarantımın boşalmış hali ve elinde ayna ile cine5 karşısında aynayla dolanan o tip hatırladıkca çok gülüyorum.

Evet kapıları açmaya, cine5 çözmeye extrem yöntemlerle devam edelim. Hem hırsızlar böyle cep telefonu anahtar filan hiç ihtiyaç duymuyorlar 5 dk. da tamam:)

Disappointed-Electronic…

Üniversite yıllarımda severdim, sözlerini bilmeden. İçinde hayal kırılığı geçiyor olması yetiyordu 🙂

[youtube mdH5c2nSV28]

Sözler:

Now, my head is spinning
At the back of my mind, I think I’m winning
I was somebody falling for one who was not
Somebody tired of dreaming
Now its already dawning that this time I’ve got
Someone who won’t leave me feeling… Devamını oku →

Ağlarken…

aglamak_tears.jpg

Sıcak gözyaşlarım süzülüyordu dertleri
Dökercesine
Yanağımdan süzülüp meleklerin yardımıyla
Düşüyordu sigara tozlarıyla kirlenmiş halıya
Aklıma geliyordu erkeklerin ağlayamadığı
Ama ağlıyordum sebebini bilmeden
Halen dağlar vardı karşımda
Üzerleri karla kaplı
Nede güzellerdi
Heybetlilerdi
Onlarda benim gibilerdi
Güneş hareket verince içindeki kalbe
Ağlayarak su veriyorlardı pınarlara
Çağıldayarak akıyordu pınarlar
Coşuyorlardı şelalelerde
Ve son bulup denize ulaşıyordu şanslı olanlar
Diğerleri
Bulut olup yağıyorlardı
Seven kalplerin üstüne
Ben hala ağlıyordum

Berkant 22-03-2001

Avril Lavigne-Innocence…

Saflıkla ilgili birşeyler aradım ilk karşma çıkan bu şarkı old, youtube’da sözlerini sevdim 🙂

Birde siz bakın sevecek misiniz?

[youtube TDRT-bYRvMI]

Waking up I see that everything is ok
The first time in my life and now it’s so great
Slowing down I look around and I am so amazed
I think about the little things that make life great
I wouldn’t change a thing about it
This is the best feeling Devamını oku →

Yorum Farkı…

hasadeulan.jpg

Film izlemeyi seviyorum, vakit buldukça da izlemeye çalışıyorum. Evde izlediğim filmler de, divx yada xvid formatları, alyazıları oluyor 🙂 Sinemadakiler gibi 🙂 Altyazıları çeviren arkadaşlardan bazıları kendileri de yorumlar katıyorlar arada altyazılara, arada da sözleri çevirmeye edepleri müsaaede etmeyip 🙂 çevirmiyorlar bunlardan biride haber olmuş süper :))

Devamını oku →

İstanbul Ocak..

İstanbul’suz duramıyorum sanırsam galiba 🙂 Bir şekilde fazla aylar geçmeden orda oluyorum. Canımı sıkan bir çok adresten geçsemde, sevdiğim şeylerde var. İstanbullllll, İstanbuuuuullll Ocak ‘ta,  karda kışta İstanbul resimleri. Fotoğraf makinemi unutmuşum fazla güzel pozlar yakalayamadım.

Laptop Kucakta Yazılar…

Konuların aklıma gelmesi sanki uykumuzun gelmesi gibi birşey sanırsam. Uyumaya çalışırsınız da yatağa girene kadardır uykunuz. Girince kaçıverir sonra da dön dur.  Benimkide aynen öyle oldu uzanmıştım ve uyumaya çalışıyordum ama birden aklıma birşeyler geldi, bunları yazmalıyım yoksa unutacağım dedim içimden ve yerimden kalkmadan laptopuma uzandım, kucağıma aldım, başladım yazmaya yani yazamamaya  aklıma gelenler uçup gitti:) Habuki ne tatlı olacaktı. Yazacaktım ve bir daha aklıma geldiğinde gülecektim sadece. Şimdi başka bir zaman yine bu laptop aniden dinlenmekte olduğu sehpanın üzerinden kalkacak, gecenin bir yarısı bacaklarımın üzerinde, battaniye tarafından sarmalanmış ve ısınmaktan mutsuz bir şekilde yazılarımı yayınlamaya uğraşacak. Benimde zaten zor gelen uykum aynı sebepten yine kaçacak… Görende beni ne sanacak, sanki 🙂 yüzüklerin efendisini yazıyorum. Hoş rahat rahat yazamıyorum ama olsun : ) Bu başlık güzel bir dahakine 2 3 diye seri yapalım 🙂

Sevgiyle…

Statpress Türkçe Çevirisi…

Gece, blogumda kullandığım istatistik plugin’in yazarı “Sizde kendi dilinize çevirebilir misiniz ?” diye sormuş bende faydalı olur umuduyla çevirdim dosyayı buradan yayınlıyorum.

Çorbada bizim de tuzumuz bulunsun. İndirmek için tıklayınız. (Download Language File).