300m’den Türkiye
Bana e-posta ile gelmiş. Paylaşım güzel. Benim hoşuma gitti resimleri incelemek. Bir kaç işlemden geçirdikten sonra buraya ekledim. Bilmem neden yaptım ama ekledim. 🙂 Alp Alper’in resimleri.
Bana e-posta ile gelmiş. Paylaşım güzel. Benim hoşuma gitti resimleri incelemek. Bir kaç işlemden geçirdikten sonra buraya ekledim. Bilmem neden yaptım ama ekledim. 🙂 Alp Alper’in resimleri.
Her işi bitirmiş gibi bugüne kadar yapılmayan bazı işleri kendim yapmaya soyundum. Aslında bu işler benim yapabilme sınırlarımın ötesinde çünkü bilmiyorum nasıl yapılır. Ama birilerinin yapması gerekli. Oturdum bende kod yazmak nasıl olur onlarla ilgileniyorum. Tabiki bir işi tam olarak bilmeden yapmaya kalkınca başkalarının 15 dakikada yapacağı işler için ben saatlerce uğraşıyrorum.
Burda gene aklıma yine aynı şey geliyor : “Paranın gözü kör olsun” . Aklımda tonla proje var, yapılabilecek tonla konu Ama elim kolum bağlı. Bu bağlılık beni anormal bir strese sokuyor. Halbuki kafamdaki konuları yönlendirebileceğim ve koordinasyonu benim yapacağım bir ekibim olsa neler olacak neler diyorum. Belki bu da kendimi kandırmanın diğer bir yolu. Hem ekip sahibi olmak herkesin hayali. Olsun bende hayal edeyim ne çıkar 🙂
Bir taraftan etrafımı izliyor ve nasıl desem çobanlık mesleğini zorla icra edebilecek insanların çok farklı konumlarda bulunduğunu görüyorum.Ya benim hayata yaklaşımım yanlış yada ben, kendimi sandığımının ötesinde beceriksiz bir adamım. Kafamı kurcalar durur bu sorular.
Bir yerlerde bir yalnış yapıyorum. Ama nerde henüz bulamadım. Son günlerde aldığım ölüm haberleri bana “Lezzetleri yok eden Ölümü” yeniden hatırlatıyor, çoğunlukla aklımdan çıkmasada.
Bakınca basit anlamak bu hayatı, bir rüzgar bir dalga almış bizleri gidiyor. Yön vermeye çalışsakta aslında bir yön verebildiğimiz yok. En son noktalardan geriye doğru bakınca savrulduğumuzu anlıyoruz. Bence bu savrulmanın içinde Einstein bile var 🙂 Herkes kendi payına düşeni yaşıyor. Sadece biz bilmiyoruz. Oturmakda olmaz çalışacağız…
Yaş ilerlemeye devam ettikce, günlerim geçtikce daha farklı bakmaya başladım. Daha karamsar, bu da bir çıkmaz sokak. Herşeyin bir çözümü vardır herhalde. Bir gün bizi götüren dalgadan daha büyük bir dalga alır bizi umduğumuz yerlere sürükler belki.
Bu dünyadaki hayalleri gerçekleştirmek zor. Ama diğer dünyamızla ilgili çalışmalarımızı yapmak kolay. Hiçbir ön şarta gerek yok, sadece sevmek ve gerekenleri yapmak, sabretmek var belli bir terminoloji içerisinde. Esas mutluluk getirecek şey de o zaten. Şeytanlarımızdan kurtulup o yola girebilirsek dalgalar, rüzgarlar yada her ne olursa olsun bizi ilgilendirmeyecek artık.
Tam bir blog yazısı oldu buda başı ayrı sonu ayrı. Ama karar aldım artık; çok yorgunum, sonra yazarım, başım ağrıyor gibi sözler yazmayacağım kendimi dünyaya açtığımı sandığım bu sayfada. Kİmin umrundaki milyarlarca insanın arasında benim sıkıntılarım. Herkes kendi yolunda, herkes uykusunda, diğer yarımküredekiler kimbilir ne haldeler….Ben ne yapıyorum. Tanıyorum kendimi yazdıklarımda….
Koca bir hiç bile olsa….
Berkant.
Arabamın kırılan camını yaptırmak için tamirciye gittim. Çok geçmedi başka bir kurban daha geldi. Onunda arabasında hanımı ve çocugu varken kocaman bir kaldırım taşını arka camına fırlatmışlar ve içinde 8 milyar bulunan çantayı alıp kaçmış o soysuz insanlardan biri. Hatta bir akrabası arkasından koşmuş ve yakalamış, adamın eline önce sopa ile vurmuş tekrar yakalayacakken “yaklaşma vururum demiş”. Adam da çekinmiş takip etmeyi bırakmış mecburen.
Şİmdi düşünüyorum bizim malımıza ve canımıza kast ediliyor ama biz kendimizi koruyamıyoruz. Biz çekip vursak adamı yada başka bir şekilde zarar versek suçlu duruma düşeceğiz. Adalet mekanizmasında böyle garip bir durum var. Hoş serbesti olsa bu seferde insanlar bahane ederek, kendi emellerine alet edebilirler yasaları. Bana zarar verecekti ben öldürdüm onu şeklinde. Sonuçta dünya burası. Tabi ben yasa yapıcı değilim . Yasalardanda çok iyi anlamam. Sadece içime sindiremediğim için canımı sıkıyor bu konu…
Çözüm var mı ? Yok, şimdilik. Bence benden daha iyi bilen bir çok kimse vardır bu durumu… Umarım birileri birşeyler yapar.
Son günlerde kulağımıza gelen ve sayıları artan bu tarz olaylar bana şu soruyu düşündürüyor : “Ülkemiz modernleşme sürecinde bazı değerlerine ciddi yaralar mı alıyor ? ”
Bence değerlerimizde ciddi bozulmalar var. Bunlardan birisini ele almak istiyorum, değerlerimize zarar veren şeylerin kaynağında olduğunu düşündüğüm bir konuyu. Tüm zamanların en çok tartışılan konularından: Kadınların çalışması.
Ekonomik ve bazı sosyal şartlar kadınların çalışması gerekliliğini doğurmuş durumda. Tabi bazı kesimlere göre. Derin bir konu, her yönüyle birden yazabilmem imkansız. Dolayısıyla biraz daha özel bir boyutuna inmek istiyorum: Çocuklar konusuna.
Aileler her ne kadar çocukları konusunda birlikte hareket ederek onları yetiştirmek zorunda olsa da daha fazlaca yük annelerin üzerinde doğanın bir kanunu olarak. Ama Kadınların çalışması ile birlikte evlenme ve doğum yapma yaşı yükseldi, kendi çocuğuna erişkin yaşa gelene kadar bakan anne sayısı önemli derece azaldı. Yaş yükselince, çalışma hayatı olunca; insanlarım tahammülleri ve ilgilenme sınırları daraldı. Ayrıca çekirdek aile sisteminin yaygınlaşması ile çocukla ilgilenecek ebeveynlerde yok. Eski sistem anneanne, babaanne bakmıyor artık çocuklarımıza bakamıyorlar. Onları parayla tutulan bakıcılar, kreşler ikame etmeye çalışıyor. Yarınlarımız onlara emanet. Burada onlarda-bakıcı camiasına- haksızlık etmek istemem ama kimse başkasının çocuguna kendi çocugu gibi bakmaz. Bu yadsınamaz bir gerçek.
Çok nadiren bakıcı tarafından daha iyi yetiştirilen çocuklar olabilir. Bu ise çocuğun ailesinin gerçekten “odun” olması ile ilgilidir. 🙂
Çok boyutlu olan bu konuda benim değerlendirmelerim sığ kalabilir endişesini taşımakla birlikte, artık ilgisiz yetişen, televizyonlarda gözlerini ayırmadan vurdulu kırdılı filmleri, dizileri seyreden, ailesindeki uyumsuzlukları ve güç çatışmalarını görerek büyüyen çocukların tam sağlıklı yetiştiklerini söylemek zor olsa gerek.
Toplumda yapılan değerledirmelerden konu ne kadar ciddi anlamak mümkün. Bir örnek : Onlarla belkide bizden çok zaman geçiren öğretmenlerimizden geliyor “Artık seviye iyice düştü, saygı sevgi yok ” demekteler. Genelde de suç onların üstünde kalıyor. Kendimize iğne batırmadan onlara çuvaldızı saplıyoruz.
Yeğliyoruz çalışmayı/çalıştırmayı, hatta geçenlerde benim bir bayan akrabam “ben çocuk bakmak yerine çalışmayı tercih ederim, daha kolay dedi. ” içimden anormal kızdım. Bakmayacağın çocuğu niye dünyaya getiriyorsun şeklinde. Onun gibi düşünenlerin sayısı fazla ise…. Vay halimize… Gelecekte daha kötü bir sosyal çevre bizleri ve onları bekliyor demektir.Çocukda yapalım kariyerde…. Bilahare yazabilirim umarım bir kaç satır daha…
Allah’tan umut kesilmez. Hepimizi ıslah etsin.
Bu şarkıda da aşk var 🙂 Hissediliyor ama tam anlayamadım… Kibrit demekmiş onu bulabildim.
Bir istek geldi gece dışarda arkadaşlarımla otururken, kırılamayacak bir istek, Hemen yerine getirelim istedim. Uyumadan.
[youtube KhKaD2uWSzI]
Sözler :
Yemyeşil bir deniz
Senin gözlerin
Ne bir sandal
Ne bir ada
Boğuluyorum Devamını oku →
Televizyonda sürekli izler olduk artık. Arabaların camları kırılarak içinden birşeyler çalınıyor. Bu durumla karşılaşmayan kalmayacak sanırım. Hırsızlık olayları artık ayyuka çıkmış vaziyette ama her ne hikmetse bir türlü beklenen yapılamıyor. Huzur sağlanamıyor.
Gelişmiş toplum oluyoruz ya her halimizden belli olmaya başladı. Hollanda’da insanlar araçlarının kapıların açık bırakmaktalarmış bazı yerlerde, sebep camı bari kırmasınlar amaçları arabayı çalmak değil zaten baksın arabanın içine birşey yok sonrada gitsin.
Geçtiğimiz iki ay içersinde benim arabanın kelebek camını 2 defa kırdılar. Yöntem ve amaç aynı arabada değerli birşey varsa çalmak. Yani 2 ayda 2 def, Allah daha fazlasından korusun… Can sıkıcı ve moral bozucu bir durum. Tek teselli olduğum konu geçen sefer kırdıklarına yerine orjinal değil daha ucuz yan sanayi cam taktırmış olmam 🙂
Bugün arabamı park ettim çok da izbe olmayan bir yerde, geldiğimde polis ekipleri ordaydı. Olanlardan habersiz ve üstüme kondurmayarak yanlarından geçtim arabama doğru. Birde baktım arabanın arka kelebek cam kırık. Şikayetçi olmak için gittim en azından böyle bir tepki vereyim istedim. Adamların bulunacağı yok zaten. Bulunsada salıverilecekler. Kaskoyuda bozacak değiliz o kadar hasar için, genede rapor tutturdum.
Aşayişi sağlayan arkadaşlar da mutlu değil bi dünya formalite iş yapmaktan, onlarda sıkıntılı çeşitli problemleri var çalışma koşulları ile ilgili, sayıları ile ilgili , ben hiç memmun değilim arka arkaya olan bu huzursuzluk verici durumdan…. Bir de işin enteresan tarafı eğer arabanım başına zamanında gidemezsen, aracı “güvenlik” !!!! dolayısıyla parka çekiyorlarmış. Cam açık ya. :)))). Ondan sonra işin yoksa birde araba ara, taksi tut parkı bul, çekici parası öde… Hayatımız kolaylaşıyor ya modernleştikce…
Ne diyelim, ne yapalım bilemiyorum ki. Çare nedir 🙂 Cama yazı yapıştıracağız herhalde “Arabada Laptop Yok”, bu seferde niye yok diye kıracaklar 🙂 , yazmasak arıyorlar, camı kırarak. ALlah beter etsin bu soysuzları…
Şehiriçi için özel bir araba almak lazım zırhlı,kırılmaz camlı, ne olmaz ne olmaz….Dünya burası…
Arabalarınızda birşey bırakmamanızı öneririm… Ankara’da bile… Şimdilik , bu gidişle pek yakında köylerimizde de….
(Bir de amne hizmeti yapıp cam tamircilerinin numarasını mı yazsam acaba… )
[poll=15]
Bu kısma yani aşağıdaki kısma bugünkü maceramızı yazacağız……
Yukardaki kısım
Neden şimdi deil. Her tarafım agrıyor…..
Yazmak istedim buruk birşeyler ama arefe gecesi yazmak istemiyorum….
Günler nasıl gelip geçti anlamadım wallahi…
Daha yeni Ramazan Bayramındaydık. Kurban Bayramı geldi, hoş geldiiiii….
Herkese hayırlı bayramlar diler, en güzel şekilde geçirebilmenizi temenni ederim. Bayramda sevdiklerinden uzakta olanlara da sabırlar diliyorum….
Dikkat edinde elinizi, diğer yerlerinizi kesmeden kazasız belasız bir şekilde geçiri Kurban Bayramını. Muhtemel bir “Tosun Yıkma Vakası” beni bekliyor, bende dikkatli olmalıyım… Lafı uzatmayayım iş çokkkk….
“Herkese Hayırlı, Huzurlu, Mutlu Bayramlar……”
Bu gecede başka bir site için sabahladım. Halbuki gündüz ki tempodan son derece yorgun düşmüştüm. Dinleneceğim diye geldim eve ancak gaza gelmiş bir halde olduğumdan duramadım ve çalışmaya devam ettim.
Herneyse diğer siteminde biraz elini yüzünü düzettim. Trafikle ilgil olarak yazılarımı da orda yayınlamayı planlıyorum. Gerekli, Hocalarımdanda destek alacağım inşAllah.
Bugün yaklaşık 1 ton kadar malzemeyi taşıdık. Hem işci hem de sahibi olmak… Keyifli, çalışmak keyifli ve güzel. Bende bir graiplik yok sanırsam çalışıp birşeyler yapınca mutlu oluyorum.
Unuttum banka havalelerini ayarlamalıyım…..