This Much..

image0011.JPG

Neşeli geldi 🙂 nedendir bilinmez akşam akşam.

Günah Çıkarma…

Bizim dinimizde olmasada “Günah Çıkarma” diye bir olay var. Hristiyan inanışına göre günahları işledikten sonra papaz’a gidiyorsunuz Peder ben şeklinde başlayan bir cümleyle ( amerikan filmlerinden bildigime göre) anlatıyorsunuz pederde tamam diyor. Hoop kuş gibi hafifsiniz. Benim konum tabiki bu durumu yargılamak veya irdelemek değil. Yaptıkları bana anlamsız ve inanılmaması gereken bir durum olarak gelsede.

Ben bu kelimelerin benim aklımda belirginleştiği şeklini açıklamaya çalışacağım. Yada kendimi anlatacağım yine…

Hepimiz sürekli diğer insanlarla etkileşim içerisinde yaşıyoruz, bu insanlardan bazıları bize çok yakın sonra uzaklaşarak gidiyor. Halkalar gibi düşünüyorum aile, yakın ve eski dostlar, uzak eski dostlar, arkadaşar, iş arkadaşları, arkadaşlarımızın arkadaşları, ortamdan arkadaşlar, yaşamsal alandan dolayı etkileşilen grup, yürürken günlük hayatta çevremizde olan herkes. Sonuçta bu grupların hepsiyle zamanın bir anı bile olsa paylaşıyoruz. Bu paylaşımlarımız her zaman adil olmuyor. Bazen biz karşımızdakine haksızlık yapıyoruz bazende onlar bize.

Ancak bu etkileşim biraz önce bahsettiğim halkaları düşünürsek, etkinin halkalar arasındaki hangi yerde yapıldığına göre merkezdeki bizi farklı şekillerde etkiliyor. Bazende direkt olarak merkezden etki yapabiliyor.Uzak halkalardan gelen etkiler diğerlerinin içerisinden geçerken sönümlenip bizi mutsuz edemiyor. Dolmuş süren şöföre mi kızdın, dolmuştaki diğer insanlarla beraber ona tepki veriyorsun birde dış halkalardan birileriyle paylaşıyorsun geçip gidiyor. Problem yok.

Ama bu etkilerin yeri içerlere doğru gittikçe durum farklılaşıyor ve etkilerin bıraktığı izler değişiyor. Zaman zamanda suya atılan taş taneleri gibi iç içe geçen bütün dalgaları etkileyip kimilerinin genliğini büyütüyor, kimilerini kırıyor ve şeklini değiştiriyor.

Yapılan etkinin geldiği yerde önemli, eğer umursamadığınız bir taş yanlışlıkla düşmüşse bu halkaların arasında bir yere, her nerede olursa olsun sönümletebiliyorsunuz. Ama bu etki derinden yaralayacak bir yerden gelmişse ve bir taş değil bir bıçaksa… Durum farklı.

İşte bu noktada aklıma takılan soru şu: Size bıçak atanlar sonradan yaptıklarının farkına varınca yada size bir bıçağı fırlatmadan önce kendi üzerindeki psikolojik baskıyı ortadan kaldırmak için günah çıkartırlarsa… Yani yine ben derlerse her zamanki gibi… “Ne yapacağız ?”

Bu durumda, anlamak bu günah çıkarmaları insanı rahatsız ediyor, acı verirken bile samimiyetsizliklerin ortaya çıktığını gösteriyor. Ne acı bir durum insanlara acıyı bile samimiyetsizce veriyoruz…

Neler olabilir bu durumlar, biraz karışık bir anlatımdan sonra açalım: Sevgiliniz, size çiçek gönderiyor, kalbinizi kazanacak davranışlar yapıyor, kimi zaman satın aldığını düşünüyor, sizin ona verdiklerinize bir değer biçip kafanıza “dan” diye vuruyor “al işte senin bana verdiklerinin değeri” şeklinde. Halbuki bilinemiyor değer, sizden aldığı zamanın geri dönüşü yok, sizden çaldığı temiz kalanların üzerine sürdüğü siyah lekenin izleri kolay kolay geçecek değil. Sadece günah çıkarıyor.. Verdiği acıların sonunda kendini temiz hissedip yoluna devam ediyor. Amaç sadece bu bence…

Gelelim “Ne yapacağız?” sorusuna: Bu durumda yapılacak hiçbirşey yok, hayat bu deyip, yeni bir kazık ile tecrübe egrisine eklenen yeni bir puan kazanıp bu yeni ögretinin sizin duvarlarınıza bir tuğla eklemesini birlikte izlemekten başka.

Adaletine güveniyoruz Yaratan’ın ve zamanı akışına bırakıyoruz. Zaman akıyor çılğınca, değersizleşen , sonradan yada önceden size yapılan anlamsız günah çıkarma hareketleriyle…

Yüzüne vurmak istesekde, vurmaya değer bir yüz bile yok diyerek zamana bırakalım bizde. Görelim Mevla ne eyler, ne eylerse güzel eyler.

Sevgiyle.

Berkant. 01:52 Ankara 20-09-07

Carrefour Migros Birleşmesinin Potansiyel Sakıncaları

Bu birleşme hakkında güzel bir yorumlama, mail ile bana ulaştı o yüzden yayınlamakta sakınca olmadığını düşünüyorum. Okumanın yeni bir bakış açısı kazandırabilir.

C. M. Birleşmesinin Potansiyel Sakıncaları  

Türkiye perakende piyasasındaki çalkalanma sürüyor, güç dengeleri hızla değişiyor. Zaten her binanın altı dükkan, bir de hesapsızca alışveriş merkezleri açılıyor ve sanırım çok kişinin canının yanacağı bir döneme giriliyor. Devamını oku →

Davit Vendetta, Break For Love..

Bu yaz sevdiğim şarkılardan… Loveeeeee diyor adam bitiriyor… O neyse diyorum var mı ki diyorum.. Ama love işte…

Sözler ve video:
Right now….right now…..right now….right now!!!

Baby don’t you worry
I want to be the man that you want me to be Devamını oku →

Bodrum Objektifime Takılanlar -3

Bodrum Objektifime Takılanlar -2

Bodrum Objektifime Takılanlar -1

Diğerlerinden Farkın Neydi ?

Karşımızdakinden önce kendimize sormamız gereken bir soru: Diğerlerinden farkın neydi. Herkes bir farklı olma sendromunda, bununla beraber farklılıkları kabul edemiyoruz ve kendimize benzetmeye çalışıyoruz herşeyi, herkesi.

Farklı renkleri sevmiyoruz, o renk bizden daha parlaksa, daha temizse, daha güzelse sevmiyoruz onu. İllaki aynı olacak bizimle. Sonra kendimize bakıyoruz nerelerdeydik nerelere geldik. En kötüsü özlüyoruz eski kendimizi ….

En çok özlediğim ve beklediğim kırılmış bir bonzai gibi tedavi edebilmek kendimi.. Kökleri derinde bir bonzai ağacı gibi….

If a man want to bite you… what ‘ll you do ?

a) I ‘ll call Berkant
b) I’ll try to hold Berkant to not bite the other person who wants to bite me
c) i remove from the place all the dangerous objects before Berkant enters
d) in the first chance i lock Berkant in a room and take the key , till the other person have time to run away , just because i love PEACE and PROTECTION
e) i unlock Berkant from the room and before i do this i have call the ambulance and the doctor to be ready because Berkant will bite ME for what i locked him in
f)If i am lucky i can only pass it with a soft gently bit from Berkant’s teeth and wish the next to be kiss

Değişik Bir Ankara Havası Örneği

Arkadaşımın biz Ankara havaları ile oynarken yazdığı postmodern Ankara havası örneği. Ama yazısından ancak bu kadar okuyabildim.

Şeftali koydum dolaba
Ne yaptın sen bu sincaba

Zırlata zırlata hamur ettin Bodrum’da

Bak da öyle patla
Hep ben miyim lay lay loom
bir de dönüp kendine baksana
vay yavrum vay

Kavun var kavun var
Burada benim tarzım var
Beri bak be adam….

Devamını bekliyoruz…