14 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
Arkadaşımdan gelen mesaj: Kuklalar efendileri ile konuşuyorlarmış… Kuklalar efendilerine demişlerki: “Efendim bize hep yalanlar söylüyosunuz…” Kuklaların efendisi seslenmiş : “Benim adımı haykırın çünkü sizin sesinizi sadece ben duyacağım..”
Evet haklı herkes kendi haykırışlarını duyacak birilerini ister. Kendisi kukla sesini duyan efendi de olsa…
14 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
Bu yaz dinlediğim en çok dans ettiğim ve içindeki “way you are” kısmına bittiğim şarkı. Nası diyor “Senin tarzın… ” işte bunu seviyorum. Sözleri incelemedim ekstrem bir şaçmalık varmı bilemiyorum. Videosu ve kendisi aşağıda…
TIMBALAND Featuring Keri Hilson…
[Ritim1: Timbaland]
I ain’t got no money
I ain’t got no car to take you on a date
I can’t even buy you flowers
But together we’ll be the perfect soulmates
Talk to me girl Devamını oku →
14 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
“Beynimizin bize hissettirdiği bazıları hormonsal bazılarıda zihinsel sebeplerden oluşan çeşitli hisler.” olarak tanımlamışlar duyguyu internetin özgür ansiklopedisinde. Duygularımızı oluşturan hormonlardan ve zihinsel sebepleri yazmamışlar, yazamamışlar. Bir reçetede yok duygulara karşı tedavi eden. Kendi kendini tedavi etmek zorunda zamandan yardım alarak. Duraklamalar oluyor duygularda liman arıyorsunuz, değil liman bulmak bir durak bile yok dinlenecek. Bir yürek bile yok soluklanacak. Bir ben bile yok kendi kendini tedavi edecek.
14 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
ÇİN’İN Goangdong Eyaleti’nde annesi tarafından terk edilen 12 haftalık Makak cinsi maymun ölmek üzereyken kurtarılıp barınağa yerleştirildi.
İyileşmeye başlayan maymun yemek yemiyor ve sürekli cansız bir şekilde yatıyordu. Barınaktaki bir güvercine aşık olan maymun tekrar hayata bağlandı ve tüm zamanını onun kanatlarına yaslanarak geçirmeye başlamış.
Evet bu yeni tanım biraz tuhaf ama hoşuma gitti. O da kendi dünyasında yaşamak istememiş ama bir ışık görmüş benzerini hissedebileceği imkansızı bile bile bağlamış kendini…
14 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
Ankara’dan çıkıp Bodrum’a doğru tatile giderken yol üstünde görüyoruz Hırka Camii şeklindeki tabelayı sonra içimden geçiriyorum bir sıcaklık var bu yerde diye ve meraklanıyorum sonra arkadaşıma gelirken nasipse uğrayalım diyorum bu kasabaya.
Günlerimiz hızlı bir şekilde geçiyor tatilde dönüş vakti geliyor, yola çıkıyoruz.Tatilde o kadar yormuşum ki kendimi ,zor sürüyorum arabayı ama yoldan geçerken tabela gözüme çarpıyor yeniden, ileriye gitsekde geçmiyor giriyoruz kasabaya.
Hırka Cami 1500 lü yıllarda yapılmış bir cami güzel işlemeleri ve kursundan orjinal bir yapısı var içerisine girdiğinizde manevi bir atmosferde hissedebiliyorsunuz.Yeni tamirattan geçmiş epey para harcanmış ama maalesef restorasyon çok da güzel yapılamamış. İçeri girip 2 rekat namaz kılıyorum daha sonrada beni köy kahvesinde bekleyen arkadaşlarımın yanına doğru ilerliyorum.
Onlara çaylar ısmarlanmış uzaktan görüyorm yanlarına doğru gidip selam veriyorum herkes elini uzatıyor merhabalaşıyoruz. Bana da bir çay söyleniyor. Köyün ileri gelenlerinden olan olduğu belli çok tatlı bir amca yanımıza sandalye çekip oturuyor. Sohpete başlıyoruz anlatıyor bize kasaba geçimini çifçilikten sağlıyor fazlaca genç yok etrafta dikkatimizi çekiyor onlar Denizli’ye çalışmaya gitmişler. Kasabada da yaş ortalaması 60 ve üzeri insanlar kalmış . Kasabanın adı Kırk Ağalar eskiden kırk tane ağa varmış ama artık kimse kalmamış ağalardan sadece bir aile ilerlemiş diğerleri zamanın içinde yerlerini almışlar. Bizimle konuşan amcaya diyorum seni bu köyde ağa olarak hatılayacağım ismini bağışlarmısın diye Yaşar Tataroğlu diyor, yanında birşeyler konuştuğu orta yaşlı olan köyün arabasının şöförü eski muhtar diye bahset diyor kendisinden yazımda bahsedeceğimi söyleyince. Çaylarımızı içiyoruz parasını vermeden çayın, helali hoş olsun diyor Yaşar Amca, elini öpüyoruz Yaşar amcanın yolcu yolunda gerek diyerek müsaade isteyip devam ediyoruz yolumuza.
Kasaba güzel eskilerden kalma yapılar var yeni yapılan binaların yanında estetik duran, binaların kendine has bir otantikliği var ama çok bakımsız yıkıldı yıkılacak. Yorgunluğumu atınca fotograflarıda ekleyecegim bir kaç tane. Eger yolunuz düşerse uğrayın Yaşar Amca’ya da saygılarımızı iletin, çayın tadının damaklarımıda kaldığını söylereyerek.
13 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
Bakınız aşağıdaki haber ! Bombaların babası geliştirilmiş. Bizler savaşmak için silahları kuşanalım ama açlıkla, sefaletle diğer insani değerlerle uğraşmayalım. Dünyada bence bir çılgınlıktır gidiyor bakalım sonu nereye varacak. Einstein’ın dediği gibi 4. dünya savaşında taşları ve sopaları kullanacağız. Bombada nükleer deil ya zararsız ! Çevredeki tüm canlılar buharlaşıyormuş sadece. Bişey diyemiyorum bu habere ALlah sonumuzu hayr etsin.
Rusya’nın, ABD’nin dünyanın en güçlü bombası dediği “Bombaların Anası”ndan 4 kat daha Devamını oku →
13 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
Her sene en çok sevdiğim aydır Ramazan, o manevi hava, gökyüzündeki ve tüm dünyada hisssetiğim olumlu elektirik, manevi arınma mevsiminin gelmesi…
Bu sene bir yerde kulağıma çalındı “Ramazan’a yakalandınız mı yoksa Ramazan’ı yakaladınız mı ? ” sorusu. Bu sene ben pek de hazırlayamadım kendimi ve bundan dolayı rahatsızım. Ama inşAllah bu manevi iklim beni de içine alır. Herkese hayırlı ramazanlar.
13 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
Geri dönderemediğimiz şey zaman, zaman kendi içinde devinimlerinde birşeyleri hallediyor zaten. Ama biz zamanımızı yeterince güzel kullanabiliyormuyuz sorusu geliyor aklıma. Günün bir çok saaati çalışan, çalışmasa da iş düşünen bir adam olarak kendime ne kadar zaman ayırıyorum diye soruyorum. Hiç de hoşuma gitmeyen bir cevapla karşılaşıyorum. Şu an için bu durumu çok değiştirme şansım yok galiba ama o da düzelir herhalde birşeyler yoluna girince…
Zamanı iyi planlamalı ve bardağa önce büyük taşları yerlerine yerleştirmeliyiz.
6 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
Çalışma hayatımız boyunca sıklıkla yapamadığımız bi durum. Yılda belli haftalar. Ama düşünceler tatile girmiyor bende, giremiyorlar. Gelince artık.. Yorumlar
2 Eylül 2007 tarihinde Berkant ekledi
Bence o göktaşı çarpacak olduktan sonra çarpar. Nası engelleyecekler acaba.
20 milyon tonluk göktaşı Apophis, hızla dünyaya yaklaşırken, bilimadamları da çarpışmayı engellemek için çalışıyor. Devamını oku →