Ve artık..

Ve artık sahnede bir kaç kez oynanmış oyunlar
Artık yeniden sahnelenemiyecek kadar güzeller,
Sahneden çekilen karakterler,
Yeni oyunlarını oynayacak…

Ve artık sahneden kalkmış güzelliklere olan inançlar,
Kalkmış artık sahnelerden gerçek olan sözler,
Oynanan oyunların senaryoları kalmış,
Yeni senaryolara yazacaklar…

Ve artık ben, geriye kalanlarla benden..
Devam edecek artık, bıraktırılmışlarıyla barışarak..
Barışı nefret sağlasa da,
İnanılmayacak artık sahte sözlere… Gözlere bile belki…
Yeni bir hikayeyi baştan kaleme alacaklar…
Yeni bir kalem yeni bir temizliği umutsuzca arayacaklar…..

26/07/07 Ankara…

Geçmişle Barışmak..

Benim olanlar değişmedi. Duygular benim, kime karşı hissetiğin değil, kimin hissettiği önemli. Yankılanmış yada sönümlenmiş…

Güllere…..

Seneler bana güller getirmemişti hiç,
Güller bana seni de getirmemişti,
Sevgi güllerin tomurcuğunda
Gül kadar güzelde olmamıştı,
Ne beyaz ne de kırmızı,
Uzaklardan bir çiçek bana çiçek de göndermemişti,
Bir sabah uyandığımda seni görmekten güzel olmayan
Bir tek onlar vardı.

Sensiz senelerime kırmızı,
Seninle olana beyaz,
Sanki bana gelirken giyeceğin,
Kalan senelerimde bütün çiçeklerimi alacağın günler gibi

Bir Berkant hikâyesi,
Doğumunu bekleyen şiirlerim gibi sana.
Şiirlerim olan doğumlarında her duygunun,
Alırken ömrümü bırakmadan seni geride, en güzel bekleyişlerim.

Ve bir gül şarkısı,
Anlamlarını hissedemeyen sözcüklerin,
Sana yüklediği manalarda buluşmak üzere,
Hep seninle olsun koruyucu meleklerin.

Susmaklar

Sussan da sen,
Konuşmasan da….
bir sesin var senin bende..
söyler seni bana….
Ses olduğunda yanımda,
Kalbimde çınlayan ismin gibi,
söylemezler susarlar seni bana…..

Yağmurlara

Biliyor musun sevdiğim…
Şimdi tek yapmak istediğim ağlamak,
Gözyaşlarımla sulamak tenini,
Peki, biliyor musun neden ağlıyorum,
En az senin kadar bende bilmiyorum,
Tomurcuklarında çiğ taneleri gibi gözyaşlarım…
Sadece seni sevmek istiyorum….

Biliyor musun sevdiğim ağlıyorum
Belki de yıkamak için sana gelen tüm çirkinlikleri,
Bende bilmiyorum gözyaşlarım yeter mi?
Ama yetmediği yerde akar pınarlar,
Senin ve benim için

Berkant/Ankara

16.08.2005

Susma.. Aşkın’dan

Bu gece eskilerden gittik. Hey gidi günler hey ne çabuk ğeçer zaman. Farkında olmadan bazen.. Bazen farkında olsakda durdurma şansımız olmadan akıp gidiyor.

Burda Sözler: Devamını oku →

Resimlerin Arasından

Bir zamanlar oğlum diye severdim, adı rüzgardı … Babasına çekmişti. Ancak şu sıralar sevemiyorum artık, benden aldılar. Düşündüm burda olmalı mı diye. Sonra oglan bizim dedim. Herneyse içimden geldi koydum. Annesi artık iyi bakar.. Yazık oldu üvey evlat oldu artık…Garip 🙂

[singlepic=88,320,240,watermark,]

Eski Aşkların Şarkısı…

Sultan-ı Yegah, Nur Yoldaş’tan. Ben ilkokul 1 de iken dinlerdim. Hala severim.. Bir şarkı daha vardı Handan onu bulamadım arşivlerden. Keyifli bir şarkı..

Hata Senin Kanında Var.

E adam yazmış… Sözlerinde katılıdığım en güzel yeri Hata senin kanında var 🙂
Bu arada ritmi biraz yawaş.. yada benim beynim hızlı çalışmaya başladı.

Burdada sözler
Devamını oku →

Nefret Ettim Bakışlarından…

Nefret ettim bakışlarından,
Nefret ettim sana ait olan her küçük zerreden..
Büyüttüm onu içimde, savaşmak için,
Kontrol ettim,
Gerçekleri anlamak için,
Anlamak için dua ettim…

Bir kırıntı bulmak için, her saniye geçmişimi sorguladım…
Hatırladıkca, Bana bakışlarını ben ağlarken..
Nefret ettim bakışlarından…
Değmeyen birine ağlayan gözlerimi görmesinden,
Nefret ettim…

Gözyaşlarımdam nefret ettim,
Barışmalarından yeniden sevdayla,
Sonra yine onları sevdim,
Vefalarından,
Devam ettim sevmeye,
Hem nefretimi, hem sevgimi…
Devam ettim, Hatırlamaya,
Sonra susturdum düşüncelerimi…
Bakmadan bir daha eski, eskimiş fotoğraflara…

Mahkum…

Mahkum edilmiş bir kapalı kutuda,
Bu aşk bu sevda yada adı herneyse,
Benim adını koyamadığım,
İsim veremediğim gördüklerimle,
Yaşadıklarımla ismini bildiğim,
Bilemediğim kurtuluşunu duvarların içinden..

Mahkum edilmiş,
Zamanın kısa bir diliminde,
Sorumlu olmadığım, mahkumuyetime…

Bu mahkumiyet devam etti,
İnandığım yeni yalanlarla,
Yeniden mahkum edildim… İnanmamaya…

Bir mahkum gibi hayallerimde yoktu..
Tünellerde ışık aramak bile yoktu…
Yoktu sadece…
Bildiğim,
Bildiğim hiçbirşey yoktu…
Acıyla ögrenmekten başka…

Berkant 23/07/07 Ankara 04:04

Köyde yaşamak istiyorum…

Bazen dönüp bakıyorum yaşantıma.. Samimiyetsizlikler, sevmiyorum dediğim bir işim, etrafımda güçsüz insanlar… bir milyon diğer şey, belkide herkesin yaşamında varolan Ulaşmaya çalıştıklarım ama güçsüzlüklerim. Bunalıyorum bunca şeyden hayal ediyorum bazen: Belki herkes gibi…

Köyde yaşamak istiyorum, tahta bir evde yaşamak, odun kesmek ormandan, bahçede yetiştirmek yiyeceklerimi, susayınca çalışmaktan, yakındaki dereye eğilip dudaklarımı dokundurup akan suya,  kana kana  içmek… Ata binmek sıkılınca… Geceleri yorgunluktan uyumak… Bir güçlü köy kızı yanımda… Ama filmlerdeki gibi, Çocuklar… Bir film sahnesi galiba gerçek olamayacak kadar güzel…

Ama artık çok geç oldu …:(  Ne köy kabul eder beni.. Ne de ben o filmlerdeki gibi olamam gözlerimde canlanan…

Endless…

When u see hot sea…
Which is boiling with love,
believe them coz
they connected to my ocean
belive me
i m an ocean,
belive us, coz
it is space
endless..